süper lig için arşiv

KALECİ VOLKAN…

Posted in fenerbahçe with tags , , , , , , , , , , , , on 16 Kas 2014 by ayhancelik

Gömülü resim için kalıcı bağlantı

Volkan Demirel (d. 27 Ekim 1981; Fatih, İstanbul), Türk futbolcu. Kaleci pozisyonunda görev alan Demirel, Süper Lig ekiplerinden Fenerbahçe’de forma giymektedir.
Profesyonel futbolculuk kariyerine 2000 yılında Kartalspor’da başladı. 2002’de, Süper Lig’deki Fenerbahçe’ye transfer oldu. Burada beş Süper Lig, iki Türkiye Kupası ve üç Türkiye Süper Kupası şampiyonluğu yaşadı. 2004’ten itibaren Türkiye millî takımının formasını giyen futbolcu, ülkesinin yarı finale kadar yükseldiği 2008 Avrupa Futbol Şampiyonası’nda mücadele etti.

27 Ekim 1981 tarihinde İstanbul’un Fatih ilçesinde doğmuştur. Kaleciliğe ortaokul takımında başladı. Okul takımında genelde orta saha mevkiinde görev yapan Volkan, takımın kalecisinin takımdan ayrılmasının ardından kaleye geçti. Volkan bunun ardından okul takımındaki arkadaşlarıyla Kartalspor’a transfer oldu. Kartalspor’da ilk resmi maçına 24 Eylül 2000 tarihinde Sarıyerspor maçında çıkan Volkan Demirel, bu maçta kalesinde 2 gol görmüştür ve maç 2-2 bitmiştir. Kartalspor’da Servet ve Egemen gibi millî futbolcularla forma giyen Volkan, bu takımda 51 maçta forma giydi ve burada geçirdiği iki yılın ardından 2002-03 sezonunda Fenerbahçe’ye transfer oldu.

Fenerbahçe
Fenerbahçe’deki kariyeri 29 Haziran 2002’de TSV Dorfen ile yapılan hazırlık maçı ile başladı. İlk resmi maçına Rüştü Reçber’in sakatlığı nedeniyle 26 Nisan 2003’te Samsunspor karşısında çıkmıştır. Maçın ilk dakikalarında kalesinde gol görmüştür fakat Johnson’ın attığı golle karşılaşma 1-1 sonlanmıştır. Ayrıca Volkan, bu maçta 24 numaralı formayı giymiştir. 2002-03 sezonunda Süper Lig’de Fenerbahçe-Diyarbakırspor maçında çıkan tartışmaya yedek kulübesinden karışıp kırmızı kart gören Volkan, 2002-03 sezonunda başka maçta şans bulamamıştır.
2003-04 sezonunda ise Rüştü Reçber’nün Barcelona’ya transfer olmasının ardından teknik direktör Christoph Daum tarafından şans bulmaya başlayan Volkan, bu sezon ilk maçına 7 Aralık 2003 tarihinde MKE Ankaragücü karşısında çıkmıştır ve takımı Pierre van Hooijdonk’un 2 golü, Ümit Özat ve Selçuk Şahin’un golleriyle 4-1 galip gelmiş ve Fenerbahçe formasıyla ilk galibiyet sevincini yaşamıştır. 13 Aralık 2003 tarihinde Fenerbahçe’nin Denizlispor ile oynadığı karşılaşmada kalesini gole kapatan Volkan, takımının 2-0 galip gelmesinde büyük pay sahibi olmuştur ve ilk defa bir resmi maçta kalesini gole kapatmıştır.
Volkan ilk Galatasaray derbisine 28 Şubat 2004 tarihinde çıkmıştır. Fenerbahçe, Nobre’nin golüyle öne geçmiştir fakat daha sonra Volkan, Ömer Erdoğan’in golüne engel olamamıştır. Fakat son dakikalarda Mehmet Yozgatlı’nın attığı golle Fenerbahçe, karşılaşmadan 2-1 galip ayrılmıştır.

Volkan Demirel 2008 yılında Chelsea-Fenerbahçe maçında.
2003-04 sezonunda 19 lig maçında 22 numaralı formasıyla mücadele eden Volkan Demirel, o sezon ilk şampiyonluğunu yaşamıştır.
2004-05 sezonunda 1 numaralı formayı almıştır. Geri dönen Rüştü Reçber ise 34 numarayı almıştır. Fakat Rüştü’nün dönmesiyle Volkan, ikinci kaleci konumuna düşmüştür. 2004-05 sezonunda 6 maçta forma giyen Volkan, İstanbulspor, Denizlispor ve Kayserispor maçlarında kalesini gole kapatmıştır ve sezon sonunda kariyerinin ikinci şampiyonluğa ulaşmıştır.
2005-06 sezonunda 18 lig maçına çıkan Volkan, birinci kaleci Rüştü’den daha çok maçta forma giymeye başlamıştır. O sezon Türkiye Kupası çeyrek final rövanş maçında Ali Sami Yen Stadyumu’nda Tuncay’a asist yapmıştır.
2006-07 sezonunda 16 lig maçında forma giymiştir ve ayrıca kariyerinin üçüncü lig şampiyonluğu yaşamıştır.
2007-08 sezonunda Türkiye Kupası çeyrek finalde Galatasaray ile oynanan rövanş maçında Lincoln’ün kendisine küfür ettiği gerekçe göstererek ona saldırmıştır ve kırmızı kart görerek 3 maç ceza almıştır. Aynı sezon Fenerbahçe, Şampiyonlar Ligi’nde tarih yazarken Sevilla ile oynanan ikinci tur rövanş karşılaşmasında ilk 10 dakikada uzaktan 2 gol yemiştir. Bu hem Fenerbahçe’nin hem de Volkan’ın moralini bozmuştur. Fakat Fenerbahçe, maçı penaltılara kadar getirmiştir. Penaltı atışlarında 3 kurtarış yaparak Fenerbahçe’yi Çeyrek Finale taşımıştır. Yine aynı sezon Galatasaray ile şampiyonluk yarışında olan Fenerbahçe, bitime 3 hafta kala Galatasaray ile deplasmanda karşılaşmıştır. Sabri’nin ortasında boşa çıkan Volkan, Edu ile çarpışmış boşta kalan topu Nonda tamamlamıştır. Maçı bu golle Galatasaray 1-0 kazanmıştır. Kalan 2 haftada da avantajını sürdürerek sezonu şampiyon tamamlamıştır.
2008-09 sezonu Süper Lig 3. hafta karşılaşmasında Fenerbahçe, Ankara’da Hacettepe’ye konuk olmuştur. Maç 2-1 Hacettepe’nin üstünlüğüyle devam ederken son dakikalarda Volkan bir penaltı yaptırmıştır. Penaltı kaçınca hakeme Bak, Allah da izin vermedi! diyerek kırmızı kart görmüştür. Cezası önce 2 maç olarak açıklanmış daha sonra 1’e indirilmiştir. 12 Nisan 2009’da Ali Sami Yen Stadyumu’nda Fenerbahçe, Galatasaray ile karşı karşıya gelmiştir. Baştan sona kadar gergin bir havada oynanan maçta, kıyamet son dakikada kopmuştur ve birçok futbolcu birbirine girmiştir. Volkan da taraftarlara kışkırtıcı hareketler de bulunmuştur. Maç içinde herhangi bir kart görmeyen Volkan, daha sonraki incelemelere göre 3 maç ceza almıştır.
2009-10 sezonunda 32 Süper Lig, 9 UEFA Avrupa Ligi ve 6 Türkiye Kupası maçında forma giyen Volkan, iç sahada 7 maç üst üste gol yememe rekoru kırmıştır. Fakat son maçta Trabzonsporlu Burak’ın aşırtma golüne engel olamamış ve Fenerbahçe, bu golle şampiyonluğu yine son maçta yitirmiştir.
2010-11 sezonunda yine 32 lig maçında forma giymiştir ve kariyerinin 4. lig şampiyonluğuna ulaşmıştır.
2011-12 sezonu Fenerbahçe için sancılı başlamış ve sezon sonuna kadar öyle devam etmiştir. Birçok yabancı futbolcu (Emenike, Lugano, Santos, Niang, Güiza) kulüpten ayrılırken o, diğer arkadaşları gibi takımdan asla ayrılmayacağını ve mücadelelerini sonuna kadar devam ettireceklerini belirtti. Bunun sonucunda harika bir sezon geçirmiştir. 7 Aralık 2011’de Türk Telekom Arena’da fırtına gibi esen Galatasaray ile kötü futbol oynayarak kazanan Fenerbahçe karşı karşıya gelmiştir. Maç beklendiği gibi Galatasaray ataklarıyla başlamış ve maç boyu öyle sürmüştür. Volkan, elinden geleni yapmış, müthiş kurtarışlara imza atmıştır. Fakat Eboué, Elmander ve Melo’nun gollerine engel olamamıştır, Galatasaray karşılaşmayı 3-1 kazanmıştır. Lig boyu 32 maçta forma giymiştir. Fakat asıl patlamayı Süper Final’de yapmıştır. İkinci karşılaşmada Galatasaray’a konuk olan Fenerbahçe maçı 2-1, onun sayesinde kazanmıştır. Maç boyu atak futbol oynayan Galatasaray’ın birçok topunu engelleyen Volkan, Selçuk’un serbest vuruş golüne engel olamamıştır. Fenerbahçe, üçüncü karşılaşmada Şükrü Saracoğlu Stadyumu’nda Beşiktaş’ı konuk etmiştir. Maçın başlarında bir pozisyonda Edú ile çarpışan Volkan’ın dizi yarılmıştır. Maç içinde, devre arasında ve maç sonunda birçok tedavi görmüştür. Bir sonraki maç olan yine Beşiktaş maçında forma giyemeyeceği açıklansa da oynamıştır. Fakat Fenerbahçe maçı 1-0 kaybetmiştir. Son maçta Fenerbahçe, Galatasaray’ı konuk etmiştir. Maç 0-0 sona ermiştir ve şampiyon Galatasaray olmuştur. Ama Fenerbahçe ve Volkan, sezon boyu ayakta alkışlanası bir mücadele örneği göstermiştir. Fenerbahçe, her ne kadar şampiyonluğu kaçırsa da Türkiye Kupası’nı kazanmıştır ve bu da Volkan’ın kariyerindeki ilk Türkiye Kupası olmuştur.

2013-14 sezonunda Volkan
2012-13 sezonunda ilk resmi karşılaşmasını Şampiyonlar Ligi üçüncü ön eleme turu ilk karşılaşmasında Kadıköy’de Vaslui karşısında çıkmıştır. 75. dakikada Antal’ın golüne engel olamamıştır ve maç 1-1 sona ermiştir. İkinci karşılaşmada maç 1-1 iken bir penaltı kurtarmış ve maçı Fenerbahçe 4-1 kazanmıştır. Bu yüzden bir anlamda turu getiren futbolculardan biri olmuştur.
2012-13 sezonu başında Galatasaray ile oynanan TFF Süper Kupa maçının başlarında bir pozisyonda omzu çıkmıştır ve yerine Mert Günok kaleye geçmiştir. Sakatlığı olsa da ameliyatını sezon sonuna ertelemiş ve sezon içinde forma giymek istediğini belirmiştir.Alex de Souza’nın takımdan ayrılmasıyla kaptan olmuştur. Ancak Ocak Ayındaki transfer döneminde Emre Belözoğlu’nun takıma geri gelmesi ile kaptanlığı Emre Belözoğlu’na bırakmıştır ve kendisi 2. Kaptan olmuştur.
25 Nisan 2013 tarihinde Avrupa Ligi yarı final mücadelesinde Benfica’ya karşı Fenerbahçe kalesini koruyan deneyimli eldiven, bu maçla birlikte Avrupa kupalarında 62. maçına çıkarak, sarı-lacivertli ekibin Avrupa kupalarında en çok forma giyen futbolcusu oldu.[1] Bu alandaki rekor daha önce 61 maç ile Brezilyalı oyuncu Alex’te bulunuyordu.

Milli takım kariyeri

Volkan Demirel Türkiye Milli Futbol Takımı forması ile;
2001 yılında 4 kez Türkiye U-20 Milli Takımı’na çağrıldı. Türkiye Milli Takımı’na ilk kez 2004 yılında çağrıldı. Milli takım ile ilk maçına 28 Nisan 2004 tarihinde, Belçika’ya karşı dostluk maçında giydi. Volkan Demirel maça ikinci yarıda Rüştü Reçber’in yerine girdi. Maç 3-2 Türkiye’nin galip gelmesi ile sonuçlandı.

Başarıları
Fenerbahçe
Süper Lig: 2003-04, 2004-05, 2006-07, 2010-11, 2013-14
Türkiye Süper Kupası: 2007, 2009, 2014
Türkiye Süper Kupası ikinciliği: 2013
Türkiye Kupası: 2011-12, 2012-13
Türkiye
2008 Avrupa Futbol Şampiyonası Üçüncülük
2008 Türkiye Türkiye
Türkiye U-21
Akdeniz Oyunları Yarı Finalisti (Dördüncüsü)
2001 – Türkiye Türkiye Olimpik

Alman Sport Bild dergisi araştırma yapmış ve Volkan Demirel 31.sırada (2009 yılı)

En iyi 50 Kaleci sıralaması şöyle:

Iker Casillas (Spanien / Real Madrid)
Gianluigi Buffon (Italien / Juventus Turin)
Petr Cech (Tschechien / FC Chelsea)
Edwin van der Sar (Holland / Manchester United)
Victor Valds (Spanien / FC Barcelona)
Ren Adler (Deutschland / Bayer Leverkusen)
Igor Akinfejew (Russland / ZSKA Moskau)
Sbastien Frey (Frankreich / AC Florenz)
Jlio Csar (Brasilien / Inter Mailand)
Robert Enke (Deutschland / Hannover 96)
Pepe Reina (Spanien / FC Liverpool)
Tim Wiese (Deutschland / Werder Bremen)
Manuel Neuer (Deutschland / Schalke 04)
Diego Lpez (Spanien / FC Villarreal)
Manuel Almunia (Spanien / FC Arsenal)
Frank Rost (Deutschland / Hamburger SV)
Diego Benaglio (Schweiz / VfL Wolfsburg)
Jens Lehmann (Deutschland / VfB Stuttgart)
Shay Given (Irland / Manchester City)
Hugo Lloris (Frankreich / Olympique Lyon)
Doni (Brasilien / AS Rom)
Artur Boruc (Polen / Celtic Glasgow)
Grgory Coupet (Frankreich / Paris St-Germain)
Logan Bailly (Belgien / Borussia M´gladbach)
Roman Weidenfeller (Deutschland / Borussia Dortmund)
Carlos Kameni (Kamerun / Espanyol Barcelona)
Andrej Pyatow (Ukraine / Schachtjor Donezk)
Jaroslav Drobny (Tschechien / Hertha BSC)
Allan McGregor (Schottland / Glasgow Rangers)
Stipe Pletikosa (Kroatien / Spartak Moskau)
Volkan Demirel (Türkei / Fenerbahçe Istanbul)
Maarten Stekelenburg (Holland / Ajax Amsterdam)
Timo Hildebrand (Deutschland / 1899 Hoffenheim)
Leo Franco (Argentinien / Galatasaray Istanbul)
Heurelho Gomes (Brasilien / Tottenham Hotspur)
Marco Amelia (Italien / FC Genua)
Joe Hart (England / Birmingham City)
Steve Mandana (Frankreich / Olympique Marseille)
Christian Abbiati (Italien / AC Mailand)
Craig Gordon (Schottland / FC Sunderland)
Samir Handanovic (Slowenien / Udinese Calcio)
Tim Howard (USA / FC Everton)
Mickal Landreau (Frankreich / OSC Lille)
Morgan De Sanctis (Italien / SSC Neapel)
Sergio Romero (Argentinien / AZ Alkmaar)
Robert Green (England / West Ham United)
Cdric Carrasso (Frankreich / Girondins Bordeaux)
Helton (Brasilien / FC Porto)
Rui Patricio (Portugal / Sporting Lissabon)
Wladimir Gabulow (Russland / Dynamo Moskau

Ayrıca Fenerbahçe’nin milli file bekçisi Volkan Demirel,

Dünyanın en pahalı kalecileri  listesinde 9 milyon Euro ile  20. sırada yer aldı.(2010) 

 

Fenerbahçe’nin tribünden gelen fanatik taraftar kalecisi..Volkan!

Bir deli oğlan Volkan !

Cesur,yiğit adam gibi adam Volkan !

Orası ayrı burası ayrı oynamayan sapına kadar Fenerbahçe’li VOLKAN !

Reklamlar

Galatasaray’da Eski Türkiye Yeni Türkiye kavgası

Posted in Kategorilenmemiş with tags , , , , , , , , , , , , , on 22 Eyl 2013 by ayhancelik


271733

3 Temmuz 2011 tarihi Fenerbahçe’de deprem etkisi yaptı. Bu etki aradan geçen iki yıla rağmen hâlâ devam ediyor. Fenerbahçe’nin yaşadığı bu sıkıntılı durum 2008-2011 arası Türkiye Ligi’nde kötü sezonlar geçiren Galatasaray için bulunmaz fırsat oldu.

Başkanlığı döneminde başarısız olduğu için ayrılmak zorunda kalan ve gerçek bir beyefendi olan Adnan Polat yerini Ünal Aysal’a bıraktı. Aysal hiç de alışıldık bir başkan değildi. Fanatik bir Galatasaraylı olan Fatih Altaylı eskiden Aysal için kolay hazzedilebilecek şeyler yazmadı. Ama Galatasaray Lisesi ve kulübünün esas kontrolü İnan Kıraç’taydı. Kıraç kendi adamı ve başarılı bir işadamı olan Ünal Aysal’ı adeta yeni başkan olarak atadı.

Ancak Aysal Fenerbahçe’nin de yaşadığı olumsuzlukla yangına körükle gitti ve hiç gereği yokken şike meselesini kast ederek, ‘Bu ateş üfleyerek sönmez’ dedi. Yani Fenerbahçe’nin küme düşmesini istedi. Kulübü toparlaması için de geçmiş başarılarından ötürü Fatih Terim’i göreve getirdi.

Aslında Terim de Aysal da eski Türkiye tipinin adamları. Sadece Aysal ağırlıklı yurt dışında kaldığı için kamuoyunun bildiği biri değildi. Fatih Terim ilk kez Milli Takım’ı Euro 96’ya götürmeyi başardı. Bu başarısı onu Galatasaray Teknik Direktörlüğü’ne getirdi.

İlk yılında açıkça Mehmet Ağar’ın desteğini aldı. Hakemler Ağar’dan korktukları için mesela bir İstanbulspor maçının 98. dakikasında (hayret maç 90 dakika değil miydi) kendini göz göre göre yere atan Arif’in pozisyonuna penaltı verdiler. 1997 yılının şampiyonluk fotoğrafında Mehmet Ağar da vardı. Düşünün bir polis şefinin orada ne işi var? 2000 yılında bir ilk olan UEFA Kupası’nın kazanılması ve 4 yıllık şampiyonluk Terim’in markasını tescilledi. Yani Fatih Terim’i teknik adamlığını tartışmaya ortam kalmadı.

Ünal Aysal da eski Türkiye karakteri ama daha kibar ve klas. Yukarıda dediğim gibi Aysal’ı getiren İnan Kıraç’tı. Ünal Aysal aynı zamanda İnan Kıraç’ın çok yakın dostu Aydın Doğan’ın da enerji alanında iş ortağı… Şimdi bu iki isim Aysal ve Terim birbirine girdi. Galatasaray iki yıldır başarılı olduğu için bu ortaya çıkmıyordu ama Terim’in 1 yıllığına Milli Takım’ın başına geçmesi Aysal’ı çileden çıkarttı. Aysal aslında Terim’den açıkça seçimini yapmasını istiyor. Gördüğüm o ki, Aysal bir başarısızlık anında Terim’i göndermenin planlarını yapmaktadır. Hele ‘eleman’ lafı Fatih Terim için kolay kabul edilebilecek bir şey değil. Son yapılan kongrede bütün GS üyeleri Sedat Doğan gibi bir iki isim hariç İnan Kıraç’ın getirdiği isimler.

Lafı burada çok uzatmadan Rasim Ozan Kütahyalı’ya getirmek istiyorum. 3 Temmuz’dan sonra spor alemine de el atan Rasim Ozan Kütahyalı (ROK) hasta derecede Galatasaraylı olduğu için kulübündeki bu meseleye de el attı. 3 Temmuz’dan sonra Fenerbahçe’nin göçertilmesi için elinden geleni ardına koymadı. Kısmen rakip taraftarlar üzerinde etkili de oldu. Hatta sırf bu mesele yüzünden yayınevimizde çok sert tartıştık. Yayınevi sahibi Münir Üstün buna şahittir.

Beyaz TV’deki çok izlenen futbol programlarında her hafta Fenerbahçe’yi çeşitli bahanelerle doğradı. Bu misyonunu hep ‘Ben Aziz Yıldırım zihniyetiyle mücadele ediyorum. Fenerbahçe güzide bir kulübümüzdür’ diyerek kamufle etti. Aslında düşmanlığı Fenerbahçe’yeydi. ROK benim arkadaşım ama mesele Fenerbahçe olunca kendisini kaybediyor. Yeni doğan ikizlerine Galatasaray zıbını giydirecek kadar fanatik.

Gerçek bir spor adamı olan ve içinden gelenleri söyleyen Ahmet Çakar’ın dediği gibi Doğan Koloğlu ve Hıncal Uluç’tan kalan ‘Galatasaray klanlığı’ bayrağını yeni medyada ROK devraldı. Objektif, başarılı ve sevilen spor sunucusu Ertem Şener’in, Fenerbahçe’nin efsane kaptanı Ümit Özat’ın ve insanlığını yeri geldiğinde futbolun önüne koyan Sinan Engin’in ROK’un Galatasaray klanlığına izin vermeyeceğini sanıyorum. Çünkü ROK’un Galatasaray söz konusu oldu mu yapmayacağı şey yok.

Hükümete muhalif bir adam olan Ünal Aysal’ı hükumetle yakınlaştırmak için elinden geleni yapıyor ROK, Aysal’ı Beyaz TV’de ağırladı ve Aysal’a sürekli Başbakan Erdoğan’ı övdürdü. Ünal Aysal’ın sportif işler başdanışmanı nasıl Bülent Tulun ise siyasi işler başdanışmanı fiilen ROK oldu. Terim ile Aysal kavgasında da şu an Aysal’ı tutuyor ROK. Bu ara sürekli Terim’e yükleniyor. Terim’in avukatı canlı yayına bağlandı, ROK’a isyan etti. Sonrasında Fatih Terim bir basın toplantısında isim vermeden ROK’u hedef aldı. Kulüp içinden gelen iddialara göre Terim, Aysal’a, ‘Rasim’e bu lafları siz mi söyletiyorsunuz?’ demiş ve Ünal Aysal da, ‘Rasim bana değil Başbakan’a yakın. Benim lafımla hareket etmez’ demiş.

Ünal Aysal’la Fatih Terim arasındaki üstü kapalı tartışma nasıl biter bilmiyorum. Bunu zaman gösterecektir. Mesele milli konular olduğunda Terim için akan sular durur. Ama kulübün perde arkasındaki hamisi İnan Kıraç meseleye el atabilir.

Öte yandan aklımı kurcalayan bir diğer soru: Fenerbahçe ve Aziz Yıldırım söz konusu oldu mu mangalda kül bırakmayan ROK konu Galatasaray çıkarları oldu mu niye bu Ergenekonvari zihniyetlerle yan yana durabiliyor? Kızmasın ama bu hareketleri çok garip ROK’un. Nerede kaldı yeni Türkiye’nin yılmaz savunucusu ROK?

 

Yazar: Cem KÜÇÜK

Twitter.com/cemkucuk55

‘Fenerbahçe Değil, ENAYİ Bahçe’

Posted in Kategorilenmemiş with tags , , , , , , , , , , , , , , , on 10 May 2013 by ayhancelik

generalharringtonsongolbg2

‘NE DİYOR ULAN BU MANYAK’ , ‘SEN NASIL ENAYİ BAHÇE DERSİN’ diyenler şimdi lütfen arkalarına yaslanıp bu yazıyı okusunlar.. 
Dikkatlice okurlarsa, başlıktaki sözlerin bana değil, hangi kesime ve hangi camiaya ait olduğunu göreceklerdir. 

Tarih: 1923; Türkiye Futbol Federasyonu resmi olarak kuruldu.
Tarih: 21 Mayıs 1923; Türkiye’nin FIFA’ya yaptığı başvuru kabul edildi ve Türkiye FIFA’nın 26. üyesi oldu. 

‘NE ANLATIYOR BU ADAM BE’ demeyin, dinlemeye devam edin.. 
Bu adam, size Türk futbol tarihini ve Türk futbol tarihinin en büyük skandalını anlatacak.. 
(Sadece 5 dakika sabredip bu yazıyı satır satır sonuna kadar okuyabilirseniz..) 

‘PEKİ NEDEN ŞİMDİ ? NE ALAKA ?’ diyeceklere ise cevabım şeffaf ve dürüst; 

Galatasaray’ın son şampiyonluğuyla beraber, GÜYYA ! şampiyonluk sayılarında öne geçmesinden sonra, bir Fenerbahçeli olarak yıllardır her platformda anlatıp harekete geçilmesi gerektiğini söylediğim, dünyada eşi benzeri tek bir ülkede bile olmayan konu hakkında artık dayanamadım, ve kendi camiamın hakkını aramamasına, kandırılmış şekilde ağzından lokmasının alınmasına, Lefter’lerin Cihat Arman’ların alın terlerinin hiçe sayılmasına olan tepkisizliğe isyan etmek istedim ! 

Yukarıdaki tarihlerden devam edersek, 1924 yılında TFF, Türkiye’de ilk defa, o ana kadar bölgesel oynanan liglerden farklı olarak, ULUSAL ŞAMPİYONA düzenledi. Bu şampiyonanın adı; Türkiye Futbol Şampiyonası şeklindeydi. Bu şampiyona bazı istisnai yıllar hariç 1951 yılına kadar oynatıldı.

Bu ligde , İstanbul – Ankara – İzmir – Eskişehir – İzmit illerinden takımlar oynadı.

Akıllara iyi girmesi ve net olması açısından iyice vurgulayalım, Türkiye Futbol Şampiyonası 1924-1951 arası bazı istisnai yıllar hariç, TFF tarafından bölgesel değil ulusal olarak oynatılan 1. şampiyonadır.

Gelelim 2. şampiyonaya..

Yine Türkiye Futbol Federasyonu, 1936-1950 yılları arasında, Milli Küme adı altında ulusal şampiyonalar düzenledi.
İstanbul, İzmir, Ankara illerinde düzenlenen bölgesel turnuvalarda başarılı olmuş takımların katıldığı ve deplasmanlı lig usülüyle oynanan bu ulusal şampiyona , istisnai 3 sezon hariç tüm sezonlar oynandı.
Tamamen TFF tarafından, ve resmen..

( OKUYUCUYA ARA MESAJ: BU 2 ŞAMPİYONANIN YAPILARINI NEDEN ANLATTIM ? 

Bu yazının sonunda örneklerini göreceğiniz üzere, dünyanın tüm ülkeleri, tarihsel şampiyonluk sayılarında sadece 2 konuyu baz alıyor: 
A) Federasyonun resmen kurulmuş olması ve liglerin federasyon nezdinde oynanmış olması 
B) Ulusal olarak ülke çapında takımlarla oynanmış olması ve bölgesel olmaması 

Not: Liglerin kaç takımla oynatıldığının ya da hangi statü ile oynatıldığının ulusal şampiyona olduktan sonra hiç bir önemi yok. Zira İtalya’da futbolun ilk yıllarında sadece 4 takım bizdeki TSYD usülü maçlar yapıyor ve sadece 1 yarı final 1 final oynayıp şampiyon oluyorlardı. Bu yazının ilerleyen aşamalarında göreceğiniz İtalya’da 9 şampiyonluğu bulunan GENOA’nın hemen hemen tüm şampiyonlukları bu şekildedir örneğin.) 

Devam edelim; 

Şimdi bu 2 ligdeki toplam şampiyonluk sayılarını merak eden var mıdır yok mudur bilemem. 
Ama biraz aklını çalıştıran herkes, dünyada tek bir örneği olmayan şekilde, federasyon tarafından 35 yıla yakın bir zaman ulusal olarak oynatılmasına rağmen, şimdi aynı federasyon tarafından yok sayılan bu şampiyonalarda, kimin ne kadar şampiyon olduğunu, ancak daha da önemlisi kimin en az şampiyonluğu bulunduğunu, ülkemizin en köklü ve en büyük lobi gücünden yola çıkarak tahmin edebilir.. Hangi lobi gücü 35 yıl boyunca TFF tarafından ulusal olarak oynatılan şampiyonları hiç edebilir, buna kimin gücü yeter ? 

Türkiye Futbol Şampiyonası’nda, Fenerbahçe 3 kez, Beşiktaş 2 kez, Galatasaray ise 0 kez şampiyonluk kazanmış durumda.
Milli Küme liglerinde ise, Fenerbahçe 6 kez, Beşiktaş 3 kez, Galatasaray ise sadece 1 kez şampiyonluk kazanmış durumda. 

Yani, TFF tarafından 1924-1950 arasında oynatılan, 2 uluslararası şampiyonada, Fenerbahçe’nin toplam 9, Beşiktaş’ın toplam 5, Galatasaray’ın ise toplam 1 şampiyonluğu var. Tersi olsaydı zaten, elbette ‘Tarih bir ülkenin en önemli unsuru, futbol tarihimiz ise herşeyimiz’ olurdu.. 
(500 yıllık anormal köklü bir liseye sahip olmanın avantajları yadsınamayacak kadar büyük..) 

‘MUTLAKA BU İŞTE BİR ŞEY VARDIR, BU KADAR BASİT OLAMAZ, BİR DE KARŞI TARAFI VE TEZLERİ DİNLEMEK LAZIM AMA’
diyeceklere hemen cevaplarını verelim. 

Karşı tarafın bu şampiyonlukların sayılmaması için, şu ana kadar duyduğum 2 tezi var: 

1) Futbol o yıllarda profesyonel değildi. 

2) Milli Küme sadece İstanbul, Ankara, İzmir takımları tarafından , Türkiye Futbol Şampiyonası ise sadece 5 il takımları tarafından oynanıyordu. 

Ve cevaplar, gerçe bunlara cevap vermek bile komik ama; 

1) Futbol o yıllarda dünyanın hemen hemen heryerinde amatördü; 

A) İtalya Ligi 1898’de oynanmaya başladı, 1929’da profesyonel oldu. GENOA takımının İtalya Federasyonuna göre tam 9 şampiyonluğu var, VE DİKKAT ! tüm bu 9 şampiyonluğu 1929 öncesi amatör döneme ait. GENOA’nın 1924 yılından sonra tek 1 şampiyonluğu bile yok, ama İtalya Federasyonu nezdinde 1924 öncesi dönemden gelen ve sayılan tam 9 şampiyonluğu var. 

İTALYA FUTBOL FEDERASYONUNA GÖRE GENOA’NIN ŞAMPİYONLUK SAYISI VE İTALYA TARİHİNDEKİ ŞAMPİYONLUKLAR:
http://www.legaseriea.it/en/serie-a-tim/albo-d-oro 

B) Alman Ligi 1903 yılında oynanmaya başladı, 1963’de Bundesliga kuruldu. Nürnberg’in Alman Federasyonu nezdinde tam 9 şampiyonluğu var, bu şampiyonluklardan 8’i Bundesliga öncesi. Sadece 1 tanesi Bundesliga kurulduktan sonra.. 

ALMAN FUTBOL FEDERASYONUNA GÖRE NURNBERG’İN ŞAMPİYONLUK SAYISI VE ALMANYA TARİHİNDEKİ ŞAMPİYONLUKLAR:
http://www.dfb.de/index.php?id=380602 

2) İstanbul, Ankara, İzmir takımlarıyla oynatılan Milli Küme ve 5 ilin takımlarıyla oynatılan Türkiye Futbol Şampiyonaları için ‘ulusal değil, elit liglerdi, bütün ülkeyi kapsamadığından sayılmamalı’ diyenlere verilecek cevap daha da basit.. 

TFF tarafından sayılan, ve 1959 sonrası oynatılan lige gelelim. Bu ligin ilk 8 yılındaki takımları bilir misiniz ? 
Bakın 8 yıl diyorum.. 
Hazır olun; 

1959’dan 1967’ye kadar oynanan ligin, yani şu an şampiyonluk sayılarında sayılan ligin ilk 8 yılında, 60-61 sezonunda 1 Adana takımının oynamasının dışında, kalan 7 sezonda SADECE VE SADECE İstanbul, Ankara, İzmir takımlarıyla oynanıyordu, TIPKI MİLLİ KÜME gibi.. 

Yani, 500 yıllık köklü lisenin camiasının tarihi yok saymak isteyen mensuplarının iddialarına ve tezlerine göre, eğer Milli Küme sadece 3 ilin takımlarını içeren elit lig idiyse ve bu yüzden sayılmamalı ise, 1959’dan 1967’ye kadar oynanan lig de sayılmamalı, o yıllardaki şampiyonluklar da iptal edilmelidir. Çünkü 59 ve 67 sezonları arasında, 1 sezon hariç lig toplam 7 sezon SADECE VE SADECE aynı Milli Küme gibi 3 büyük ilin takımları ile oynanmıştır. 

İŞTE KANITLAR: 

TÜRKİYE FUTBOL FEDERASYONU RESMİ KAYITLARINA GÖRE 1959’DA DÜZENLENEN LİGİN TAKIMLARI:
http://www.tff.org/default.aspx?pageID=1183 

TÜRKİYE FUTBOL FEDERASYONU RESMİ KAYITLARINA GÖRE 1960’DA DÜZENLENEN LİGİN TAKIMLARI:
http://www.tff.org/default.aspx?pageID=1184 

Bugüne kadar, kendi camialarının çıkarları için tarihi yok etmek isteyen bireylerin başka bir tezini duymadım. 

Ancak tabii maksat, kendi aleyhlerine olan tarih ve şampiyonluklar sayılmasın diye bahaneler üretmekse, 3,4,5 diye maddeler arttırılabilir elbet. 
Örneğin o yıllarda futbolcuların sakalları uzundu, kalecilerde eldiven yoktu gibi. 

Malum kesim bahaneler üretmek için kendilerini zorlayadursun, ben kendi camiama geleyim; 

EY FENERBAHÇE CAMİASI;
Başkanından, yönetimine, muhalefetinden, taraftarına ; 

Bizler takımlarımıza tutkuyla bağlı olabiliriz. Bizler iyi günde, kötü günde, her yerde bu takımın yanında olabiliriz. 
Bizler maddi manevi takımına en fazla katkıyı yapan taraftarın camiası olabiliriz. 
Bizler, gözlerine hedef belledikleri herşeyi yıkabilen güçlerin bile tüm zorlamalara rağmen yıkamadığı, her zaman her şartta ayakta durabilen bir camia da olabiliriz. 

Ama eğer bizler; 

Her sene, sadece 1 şampiyonluk kazanmak için her tarafımızı yırtıyor, vücutlarımızı, kalplerimizi stres ve efor testi makinelerine girmekten beter duruma getiriyor, ancak bütün dünyada eşdeğerlerinin sayılmadığı tek bir ülke bile olmayan şampiyonluklarımız için, hem de 9 şampiyonluk için, hiç bir şey yapmıyor, 500 yıllık köklü liseye ait camianın hukukçu , medyacı ve ilgili konumlardaki lobici bireyleriyle tarihi yok etmesine uyuyorsak, maalesef malum kesim ve camianın kendi aralarındaki konuşmalarındaki fısıltılar çok tahmin edilebilir şekildedir ve korkarım ki doğrudur; 

‘Bunların adı Fener Değil, ENAYİ Bahçe..’ 

Onlara da hak vermeli , kesinlikle kızmamalıyız.. 
Adamlar 35 yılı, TFF nezdinde, ulusal olarak oynatılan 35 yılı yok ediyor.. Ve o 35 yılı domine etmiş camia sadece uyuyor.. 
İnanın, biz onların yerinde olsak, bizim onlar için kullanacağımız tabir, onların kendi aralarında kullandığı ENAYİ tabirinin yanında devede kulak kalırdı.. 

Yazımı buraya kadar okuyabildiyseniz, sabrınız ve değerli vaktiniz için teşekkür ederim.. 

Bir gün, GÜNAYDIN FENERBAHÇE demek umuduyla, şimdi tekrardan İYİ UYKULAR FENERBAHÇE.. 

Kaynak : http://www.sporyazarlari.com/futbol/fenerbahce/metin-sipahioglu/08-05-2013/fener-degil-enayi-bahce/568444.aspx

Email    : metin@sm724.com
Twitter: http://www.twitter.com/metinsipahioglu

Takip et: @metinsipahioglu
Tweet

HADİ BİRDE G.SARAY’LI YAZARDAN OKUYALIM DURUMU;

Bu şampiyonlukları görmeyen gözler Galatasaraylı mı ? 

 

Aslında bu konu hep kafama takılıyordu. 
Çoktandır bir yaraya parmak basmak istiyordum kısmet bugüneymiş. 
Yara dediğim‚ futbolumuzdaki iki yüzlülük… 
Daha doğrusu tarihimizin yarısının görmezden gelinmesi‚ yok sayılması. 
Yaptığımız yanlış nedeniyle öyle bir tablo oluşuyor ki‚ 
sıradan bir Avrupalı futbolsevere sorsanız Türk futbolunun 50 yıllık tarihi olduğunu söyleyecektir. 
Yalan da değil… 
Resmi olarak kendi kendimizi inkar edip‚ 
1959 öncesi yaşananları yaşanmamış saydığımız için dışarıdan bakanın böyle görmesi doğal. 
Bilmiyorum dünyada bizim gibi kendi tarihini gizlemeye çalışan başka bir futbol ülkesi var mıdır? 

EFSANELER YAŞAMADI MI? 
Bir yandan; 
Lefter´ler‚ Şeref Görkey´ler‚ Turgay Şeren´ler‚ Büyük Fikret´ler‚ Cihat Arman´lar‚ 
Süleyman Sebalar şöyleydi‚ böyleydi diye öve öve bitiremeyeceksiniz‚ 
onlar olmasa Türk futbolu olmazdı diyeceksiniz 
öte yandan o efsanelerin kazandığı şampiyonlukları kabul etmeyeceksiniz. 
Futbol ailesi olarak yıllardır yaptığımız tam olarak bu… 
Yani komedi… 
bizimkiler maalesef sayı saymaya 1959´da başlayabilmişler! 
Acı ama gerçek!.. 
Sanki ondan önce bu ülkede futbol yoktu?.. 
Milli Küme oynanmış‚ ardından 1. Lig olmuş‚ sonra da Süper Lig… 
Aslında değişen sadece isimler ve bazı detaylar. 
Yoksa‚ adı ne olursa olsun‚ oynanan lig ulusal anlamda aynı‚ 
Türkiye Ligi. 
Peki ne olmuş da ortadan ikiye ayırmışız tarihimizi derseniz… 
Olan bir şey yok… 
Günün birinde‚ adamın biri çıkmış ve “Profesyonellikten öncekileri saymayalım” demiş 
tüm futbol ailesine de bu zokayı yutmuş. 
Bir futbol ülkesi düşünün ki‚ amatörce‚ 
inanılmaz kötü şartlarda‚ forma aşkıyla 
ve adı da Milli Küme olan bir ligde mücadele eden yüzlerce futbolcusunu yok saysın! 
Şampiyonlukları kaale almasın‚ kendi tarihini inkar etsin… 
Maalesef futbolda böyle bir ülkeyiz biz… 

DÜNÜ ÇÖZMEDEN OLMAZ 
Biliyorum bazılarınız 
“Kardeşim bugünü hallettik de 50 yıl öncesi mi kaldı!” falan diyorsunuz. 
İsteyen istediğini düşünebilir ama dünü çözmeden yarına sağlıklı yürüme şansımız yok. 
Bu nedenle cürümüm kadar yer yakacak olsam da bu konuyu gündemde tutmaya‚ 
sayılmayan Milli Küme Şampiyonluklarını resmen kabul ettirmeye çalışacağım. 
Biliyorum özellikle Galatasaraylı dostlar bu konuya çok duyarsız kalacaklardır… 
Çünkü Milli Küme´de Fenerbahçe´nin 6‚ Beşiktaş´ın 3 Galatasaray´ın ise 
sadece sadece bir şampiyonluğu var. 
Dolayısıyla işin doğrusu yapılır o şampiyonluklar sayılırsa 
Beşiktaş´la arasındaki fark kapanır‚ 
Fenerbahçe ile açılır. 
Bunu da kimse (!) istemez doğrusu… 
Bu manzarayı görünce insanın aklına‚ 
acaba kupaları sayarken Milli Küme´yi es geçme fikri 
hangi Galatasaraylıdan çıktı diye bir soru da gelmiyor değil… 

ÇOK AYIP EDİYORUZ 
Sevgili dostlar şaka yapmıyorum bu hakikatten garip bir olay. 
Bu kafayla on yıl sonra başka biri çıkar ve 
“Süper Lig öncesindeki şampiyonlukları saymayalım” diyebilir. 
Derse de haklıdır! 
Tabii Milli Küme´yi saymayan kafaya göre haklıdır… 
Siz Avrupa´da herhangi bir takımın şampiyonluklarının bazılarının dikkate alınmadığını duydunuz mu? 
Hayır duyamazsınız… 
Herhangi bir Avrupalı otoriteye misal Liverpool´un şampiyonluklarını sorarsanız‚ 
size tamamını sayacaktır. 
Tabii bunların hangi liglere ait olduğunu da söyleyecektir. 
Ama Premier Lig öncesi tarihini yok saymayacaktır kesinlikle. 
Biz ise 59 öncesini yok sayıyoruz. 
Göğsümüze “profesyonellik yıllarımızın yıldızını” asıp tarihimizin yarısını silip atıyoruz. 
Lefter´leri‚ Seba´ları yaşamamış sayıyoruz. 
Ayıp ediyoruz… 
İşte bu nedenle‚ ben üç büyük kulübün de bu konuda bir şeyler yapması gerektiğini düşünüyorum. 
Göğüslerindeki yıldızları söksünler‚ 
tüm şampiyonları kabul edilsin‚ 
ondan sonra isteyen yıldız taksın‚ 
isteyen kuyruklu yıldız taksın. 

DERDİM SAYILAR DEĞİL 
Benim derdim Galatasaray‚ Beşiktaş ya da Fenerbahçe´nin şampiyonluk sayıları değil. 
Bu ülkede futbol 100 yıldır varsa 
ve Milli Lig 1937´den beri oynanıyorsa‚ 
o ligdeki tüm şampiyonluklar tarihe altın harflerle yazılmalıdır. 
Şampiyonlar Ligi örneği önümüzde duruyor… 
Avrupalı dostlarımız adını değiştirdiler diye Real Madrid´in‚ 
Şampiyon Kulüpler´deki şampiyonluklarını görmezden mi geliyorlar? 
Hayır!.. 
Öyleyse biz ne yapıyoruz Allah aşkına. 
Bu komedi bir an önce bitmeli ve büyükler bu işe öncelik etmeli. 
Tabii yarası olmayanlar! 

Milli Küme Şampiyonları 
——————————– 
1937 Fenerbahçe 
1938 Güneş 
1939 Galatasaray 
1940 Fenerbahçe 
1941 Beşiktaş 
1942 Yapılmadı 
1943 Fenerbahçe 
1944 Beşiktaş 
1945 Fenerbahçe 
1946 Fenerbahçe 
1947 Beşiktaş 
1948 Yapılmadı 
1949 Yapılmadı 
1950 Fenerbahçe 

Turgay Demir 
Fotomaç 
23 01 2008 

FENERBAHÇE 26 
GALATASARAY 18 +1
BEŞİKTAŞ 17 
TRABZON 6 

BURSASPOR 1
GÖZTEPE 1

SPONSORLUK ŞİKESİ BÖYLE YAPILIR !

Posted in adıkonamaz, ali şen, Aykut Kocaman, aziz yıldırım, basketbol federasyon başkanı, boxer dergisi, devrim muhafızları, dostlarım, fenerbahçe, haramiler, http://groups.google.com.tr/group/Fenerant, lig tv, nihat genç, röportaj, saadettin saran, saltanat, sarı laci çubuklu, transferler, turgay demirel, şansal büyüka with tags , , , , , , , , , , , , on 20 Kas 2012 by ayhancelik

Aziz Fenerbahçeli ‏@muhalif_kanarya arkadaşımızın önemli tweetlerinden derleme:

İYİ GECELER… DENİZBANK/Galatasaray/DEXİA/SBERBANK ve son olarak Manchester Aşk Üçgeni nasıl oluşmuş bir göz atalım

2005 yılında Özhan Canaydın GS için DEXİA’ya Kredi Başvurusunda bulunuyor, Ancak Ünal Aysal’ın Belçikadaki Lobisinin etkisiyle Kredi Başvurusu Reddediliyor.

DEXIADAN sonuç alamayan Özhan Canaydın Kişisel ilişkilerinin iyi olduğu ZORLU HOLDİNG ile temasa geçiyor. Ve Kredi Başvurusu yapıyor.

12/04/2005 Tarihinde Özhan Canaydın Zorlu Holding Yönetimindeki DENİZBANK’tan 35 Milyon Dolar Kredi Aldı .

Daha Sonra Zorlu Holding Galatasaray ile Sponsorluk anlaşması yapıyor ve ilk önce Basketbol Takımına Zorlu holding Sponsor oluyor

Zorlu Holding ile olan Sponsorluk kapsamında Vestel GS Notebook üretimine geçiyor. Ve Hakan Balta Bedelsiz GS ye Transfer oluyor

Bu ilişkilerin sağlam olması nedenlerinin Biride Hala Aktif olarak Denizbank Genel Müdürlüğü yapan Hakan Ateş sıkı bir Galatasaray Taraftarı

Bütün Bu olaylardan Sonra Dexia’ya rekor bir ücretle Denizbank’ı Satın Alıyor. ( Daha Önce Özhan Canaydın ın Kredi Başvurusunu REDDETMİŞTİ)

Ünal Aysal’ın Büyük Lobisinin Olduğu BELÇİKA Dexia Ne Tesadüftür ki GS nin Kredi Aldığı DENİZBANK ‘ı satın Alıyordu.

Dexia Avrupa piyasalarında Enerji sektöründe hizmet veren şirketlere destek olması ile bilinen bir BANKADIR. ( TESADÜFE BAKIN ÜNAL AYSAL ENERJİ İŞİNDE)

ÜNAL AYSAL Hakan Ateş Aracılığı ile 1 taşta 2 kuş vuruyordu. ENERJİ VE GALATASARAY

VE ne tesadüftür ki Denizbankı Satın Almak için Gelen BELÇİKALI heyet LES OTTOMANS OTELDE Hakan Ateş Eşliğindeydiler. (LES OTTOMANS= ÜNAL AYSAL)

Özhan Canaydın’ın diğer bir kredi aldığı Banka ise DIŞBANK’dı ve daha Sonra FORTİS Satın aldı Dışbank’ı

Ve Ne TASADÜFTÜR ki Şu An DEXIA CEOSU olan Karel De Boeck DIŞBANKI alan FORTİS in CEOSUYDU.

DEXIA Yönetimindeki DENİZBANK Her yıl GS sportif AŞ ye Yardımlar Yapıyor ve GS BONUS KART projesini hizmete sunuyordu.

Hatta TT Arena açıldıktan sonra VIP LOCALARIN büyük kısmı Denizbank tarafından pazarlanıyor ve KREDİ sağlanıyor

Daha Önce Dexia’da yöneticilik yapmış Jean Luc Dehaene şu anda UEFA FINANSAL KONTROL BİRLİĞİ başkanıdır.

Ayrıca Jean Luc Dehaene Eski Belçika Başbakanı ve Dexia Bankın CEO’suydu

İçlerinde Fenerbahçe’ninde bulunduğu 23 kulüp hakkında UEFA gelirlerini dondurma kararına imza atan da Jean Luc Dehaene’nin kendisidir

DEXIA Mali açından zorlanınca , 28/10/2012 tarihinde Dexia Denizbank’ı Rus Sberbank’a satmıştır.

Sberbank Enerji Sektöründe hizmet veren şirketlere kredi olanakları sağlayan Rus Devlet bankasıdır (TESADUFE BAKIN ÜNAL AYSAL ENERJİ SEKTÖRÜNDE)

Ayrıca Denizbank Satışı için aracı olan Deutschebank için ESKİ Galatasaray Yöneticisi Mete Başol devrede olduğu da dedikodular arasındadır.

Mete Başol Geçmişte Deutschebank ‘ta CEO LUK yaptı, Ve Şu anda ANADOLU Holdingte YK ÜYESİ ve Denetim Kurulu başkanı.

Anadolu Holding Chevrolet Türkiye Distribütörüdür. ( NE TESADÜFTÜR Kİ CLUJ BASKANI ARPAD PASZKANY CHEVROLET ROMANYA Distribütörüdür)

SBERBANK Bu Satış gerçekleştirdikten sonra Denizbank’ın ilk Rus müşterisi ROSATOM olmuştur.

Rosatom devlet bazlı çalışan nükleer enerji ve uranyum üzerinde çalışmaları bulunan Rus şirketidir

Rosatom Çalışmaları için 500 milyon Dolarlık bir krediyi Deutsche bank aracılığı 12 bankadan alıyor. (EN önemlisi ROSBANK)

Rosbank’ın bir yöneticisi dikkat çekici Olga Smordskaya , Lokomotif Moskova Takımının başkanı

Ve Başka Bir TESADÜF daha LOKOMOTİF MOSKOVA Sercan Yıldırım Ve Burak Yılmaz’dan son dakikada vazgeçti. 2si de GS DE OYNUYOR

Lokomotif Moskova’nın Sponsoru RZD ( Rus Devlet Demir yolları ) Sberbank RZD ye 1,2 milyar dolarlık bir kredi sağlamıştır.

Bu Tesadüfte kayıtlara geçsin Belçika’da 3 Nükleer Santral Kapatılıyor. Türkiye’de 3 Nükleer Santral Açılacak.

Bu Kadar TESADÜF varken BİR DE DENİZBANK’IN Manchester UNITED a (GS maçından bir gün önce) Sponsor olması ve MAN UNI ‘nin yedeklerle gelmesi de TESADÜFTÜR

Zaten Söz konusu Galatasaray olunca    HERŞEY TESADÜF OLUR…VE  ANLAYAN ANLAR

GALATASARAY BİR AMAÇ DEĞİL BU SERMAYE GRUPLARI VE TRUVA GS BAŞKANI İÇİN SADECE BİR ARAÇ…

http://tl.gd/k2k488 · Reply

Türk usulü, bol soslu, totolu süper lig tarifi.

Posted in adıkonamaz, ayhan çelik, Aykut Kocaman, aziz yıldırım, devrim muhafızları, dostlarım, fenerbahçe, haramiler, lig tv, röportaj, saltanat with tags , , , , , on 19 Ağu 2010 by ayhancelik

Yoruma yorum,

Oradan yorum buradan yorum,

Foruma forum, foruma yorum

İşte meydan da durum.

Kazımın dövmesi, volkanın jölesi

Alexin volesi, emrenin ensesi,

Başkanın şekeri, tribünlerin ateşi,

Medyanın kalleşi…

Bir tencereye koy kısık ateşte kaynasın

İki tutam taraftar yuhalaması,3 adet irice yönetim hatası

2 çorba kaşığı hakem katliamı,2 tatlı kaşığı federasyon abukluğu

2 diş siyasetçi selamı, bir baş mafya bozuntusunu

Bir tavada pembeleşinceye kadar kavur..

Daha önceden kabuklarını soyduğumuz,

Kulüp başkanı, kulüpler birliği başkanı,

Hani bunun yeni başkanı,

İstifasını çekmiş meğerse eski başkanı

Ankara büyük şehir belediye başkanı

Meğerse her haltın başkanı

Ilık suda bunları güzelce yıkıyoruz.

Yeni transfer eski transfer

Ama en makbulü yıldız transfer

Gökte ararken bile bulamadığımız

Üstüne birazda yalancı yıldızlar savaşı

Flaş transfer, Nerde birader? Yemeğin dipi tuttu.

En yanlı yerinden 2 kilo spiker,

En yanlı ve en yağlı yerinden çekilmiş görüntüleri

İnce ince doğuruyoruz ki göze dişe takılmasın.

Sosun içine istediğiniz kadar kazandık mutluyuz bitkisi

İstediğiniz kadar artık önümüzdeki maçlara bakıyoruz baharatı

İstediğiniz kadar taraftar çilesi

Arzu edilen miktarda yönetici demeci

Yine istediğiniz kadar mahalle aralarında yetişen

Dedikodulu, küfürlü spor programları

Kıvamına gelinceye kadar iyice çırpılır.

İster sıcak ister soğuk her türlü servis edilir.

Bu ne şimdi,

Türk usulü, bol soslu, totolu süper lig tarifi. Yersen.

Yenmez ki bu.

Neden? Yıllardır yiyorsun ya!

%d blogcu bunu beğendi: