Cemaat Şampiyon Olur Mu?

Posted in Kategorilenmemiş with tags , , , , , , on 14 Eki 2013 by ayhancelik

Görsel

 

Olur!

Türkiye’de hızla el değiştiren sermaye, son üç sezondur futbola da el atmaya başladı. Endüstriyel futbolun sermaye-rant ekseninde uluslararasılaşması futbol alanında da büyük sermaye sirkülasyonunu dünya ölçeğinde gündeme getirdi çünkü.

Çünkü, iktidar burada. Yani tüm bir toplumsal sistemin egemenlik altına alınmasının bir ayağı da futbolda. Çünkü, on milyonlarca taraftarın yeşil sahalarda cemaatleştirilmesi söz konusu. Çünkü, iktidarı korumanın ve genişletmenin yolu bu. Çünkü, cemaatleşmek burdan geçiyor.

Cemaat, futbolu görüyor, biliyor; sermayenin bu alandaki gelgitlerini ve akışkanlığını takip ediyor. Futbol kulübü deyip geçmiyor. İktidarının bir ayağının da buraya yaslanması gerektiğini öğrendi. Murat Aksu’nun Beşiktaş’ta Yıldırım Demirören’e karşı adaylığı bunun ilk işaretiydi. Laik anti-laik eksenli bir cepheleşme yarattılar. Denediler olmadı. Adnan Öztürk’ün Galatasaray’da Adnan Polat’a karşı adaylığı bir sonraki hamleydi. Alevi- Sünni eksenli bir cepheleşme yarattılar. Denediler, çok yaklaştılar olmadı. Sırada Fenerbahçe var. Göreceğiz.

Üç büyükler de iktidarı almak istiyorlar! Çünkü sermaye orda, rant orda, iktidar olmaları gerek! Yine deneyecekler. Bırakmayacaklar peşini.

Beşiktaş’ta Ertuğrul Sağlam’la denediler. Hakan Şükür’le yarattıkları futbolcu tipinin benzerini teknik adamlıkta Sağlam’la denediler. Dirençle karşılaştılar; yanıt Denizli oldu. Olmadı ama bırakmadılar. Bülent Uygun’la Sivas’ta denediler, yine çok yaklaştılar ama Uygun’un çapsızlığına, 1978 Sivas Katliamı ve 1993 Madımak’ına takıldılar. Olmadı. Bırakmadılar.

Bırakmayacaklar da… Bırakamazlar da… Dünya futbol endüstrisine bakın. Milyar dolarlar ortalıkta geziniyor. Üstelik bu gezinen sermaye büyük kitleleri peşinden sürüklüyor. İkili bir yönü var açıkçası. Para ve kitleler…

Şimdi sırada ve yine beyefendiliğiyle Ertuğrul Sağlam ve Bursasporu var. Olur mu? Neden olmasın!

Hakan Şükür TRT 1’in spor yorumcusu ne zamandır. Dikkat edin, tam bir olgunluk abidesi ve bir başka beyefendi. Buna çalışıyor. Görüntüyü iyi veriyor. Futbol yorumlarını, maç analizlerini dikkatle izleyin; analizlerinin içinde dinsel temalar küçük, rahatsız etmeyici biçimde yer alıyor. Şükür, iyi çalışıyor. Bir futbolcu idolü yaratıyorlar.

Daha modern ve batılı bir kent buldular: Bursa. Sivas’ın bir İç Anadolu kenti olması, görece muhafazakarlığı ve alevi-sünni yarılmalı kentinin yerine Marmara’da İstanbul’un burnun dibinde yeni bir üs alanında denemeye karar verdiler. İstanbul burjuvazisinin karşısında, Bursa’da muhafazakar yeni sağ burjuvazi. Kimsenin diyeceği olmaz. Cemaatçi Ertuğrul Sağlam artık yeni idol! Bülent Uygun’sa çöpe atıldı. Üstelik Ertuğrul Sağlam Bülent Uygun’un çap olarak çok üstünde. Yani düzgün adam.

Milyar dolarlık bütçeli üç büyüklerin kontrolü altındaki parada gözleri var. Ona hükmetmek istiyorlar. Tefeci-tüccar-bezirgan dönemi bitti artık. Şimdinin büyük sermayedarıdırlar. Borsada, Gıdada, İnşaatta, Alışveriş Merkezlerinde, Özel Hastanelerde, Otomotivde, Bankacılıkta, Tekstilde, Medyada… Ya futbol!

Üç büyüklerin dağınık, savruk, plansız ve hesapsız muhasebesini ele geçirme peşindeler. Her şey egemenliklerinde olacak. İki şeyden birine razı olacak üç büyükler. Ya teslim olacaklar ya da entegrasyonu kabul edecekler. Dikkat edin, Galatasaray kongresinde Adnan Polat’ın listesinde Emir Sarıgül var.

-2-

Yani, Şişli Belediye Başkanı Mustafa Sarıgül’ün oğlu. Cemaat bağlantısı biliniyor. 41S Belediye otobüsü Şişli Seyrantepe seferini yapıyor. Düşünün!

Bir yandan taraflaşma yaratıyorlar bir yandan da entegre oluyorlar. Karşı cepheyi oluşturuyorlar ama diğer cepheyi de boş bırakmıyorlar. Anlayın!

Dikkat edin bir yandan üç büyüklerdeki sermayenin el değiştirmesi için denemeler yaparlarken, diğer yandan da futbolun Ergenekon’unu yaratıyorlar!

Türkiye Futbol Federasyonu’nda, Merkez Hakem Kurulu’nda, Kulüpler Birliği’nde ve üç büyüklerin kulüp yönetiminde iktidar savaşı veriyor cemaat.

Futbolun tüm kurul ve kurumlarını şikeyle terbiye edecekler. Ergenefutbol!

Şaka değil!

Boğazına kadar mafyöz ilişkilere batmış futbolda iktidar olmak için bulunmaz fırsat ve zamanıdır.

Şike olayına yakından bakın ve anlamaya çalışın. Siyasal arenadaki ergenekonun bir benzeri futbolda yaşanıyor. Futbolcular, menajerler ve kimi kulüplerin yöneticileri gözaltına alınıyor, ifadeye çağrılıyor. Büyük oyunun küçük parçalarını ortaya sürüyorlar. Alt liglerden başladılar. Mesajı alın istiyorlar.

Ergenekon’da yaratılan imajla futbol şikesinde yaratılan aynıdır.

Korku, sindirme ve güvensizlik…

Duydukça, okudukça gözbebeklerimiz büyüyor. Vay canına neler yapmışlar da haberimiz yokmuş, dedirttiler insanlara. Ergenekon’da bunu yaptılar. Şimdi futboldaki şike olaylarıyla bunu yapıyorlar. Yalan mı? Elbette değil. Ama sorun şikenin olup olmaması değil ki! Verilen mesaja bakın siz. Kime veriyorlar mesajı? Elbette kulüp yöneticilerine. Ve elbette futbol kamuoyuna. Sadece bunlara değil, futbolun dışındaki geniş kitlelere.

İşte sizin futbol dediğiniz bu! Kirli ve yalan dolan. Saf taraftar! Dünyadan haberin yok! Ve ben bu pisliği temizleyeceğim. Her şeyi temizlediğim gibi…

Gençlerbirliği Başkanı İlhan Cavcav’ın, 1995 yılında kaleci ZOLTAN PETRY’in İnönü’de 2-0 Türkiye’nin kazandığı Türkiye-Macaristan maçında yirmi beş bin dolar karşılığı şike yaptığı yönündeki açıklamasına bakın. O dönemler adı geçen kaleci Gençlerbirliği’nin kalecisiydi. Ve iddia o ki rüşveti TFF (Türkiye Futbol Federasyonu) vermiş.

TRT 1’deki ‘Akılda Kalan’ programına konuk olan Erman Toroğlu, “Uluslararası organizasyonlara katılmak için federasyonlar da şike yapar… Bizim federasyon da yapmıştır” ifadesini rahatlıkla kullanabiliyor ve bunu TRT 1’de söylüyor, dikkatinizi çekerim.

Futbolun kirliliğini kitlelerin gözüne sokuyorlar. Tıpkı Ergenekon iddianamelerinin çarşaf çarşaf yayınlanması, ses bantlarının televizyonlarda dinletilmesi gibi

Cemaat, sıranın futbola geldiğini söylüyor. Sizi bu pislikten ben temizlerim, diyor. Şimdi küçük başladılar. 2., 3. liglere el attılar. Aba altından sopa gösteriyorlar üç büyüklere, Federasyona…

-3-

Ümraniye’de bir gecekonduda yakalanan el bombalarından başlayan Ergenekon sürecini hatırlayın. Generallere uzanan süreci düşünün. Direnç gösterildikçe üstüne gittiler…Kulüpler ve federasyon bazında da aynısını yapacaklar. Ya teslimiyet ya da daha ileri gidip yukarılara uzanmak…

Gerisini anlayın ve bekleyin…

Hepsini bir araya getirin ve cevabı siz verin: Cemaat şampiyon olur mu?

O.Gün Ünal

Reklamlar

Galatasaray’da Eski Türkiye Yeni Türkiye kavgası

Posted in Kategorilenmemiş with tags , , , , , , , , , , , , , on 22 Eyl 2013 by ayhancelik


271733

3 Temmuz 2011 tarihi Fenerbahçe’de deprem etkisi yaptı. Bu etki aradan geçen iki yıla rağmen hâlâ devam ediyor. Fenerbahçe’nin yaşadığı bu sıkıntılı durum 2008-2011 arası Türkiye Ligi’nde kötü sezonlar geçiren Galatasaray için bulunmaz fırsat oldu.

Başkanlığı döneminde başarısız olduğu için ayrılmak zorunda kalan ve gerçek bir beyefendi olan Adnan Polat yerini Ünal Aysal’a bıraktı. Aysal hiç de alışıldık bir başkan değildi. Fanatik bir Galatasaraylı olan Fatih Altaylı eskiden Aysal için kolay hazzedilebilecek şeyler yazmadı. Ama Galatasaray Lisesi ve kulübünün esas kontrolü İnan Kıraç’taydı. Kıraç kendi adamı ve başarılı bir işadamı olan Ünal Aysal’ı adeta yeni başkan olarak atadı.

Ancak Aysal Fenerbahçe’nin de yaşadığı olumsuzlukla yangına körükle gitti ve hiç gereği yokken şike meselesini kast ederek, ‘Bu ateş üfleyerek sönmez’ dedi. Yani Fenerbahçe’nin küme düşmesini istedi. Kulübü toparlaması için de geçmiş başarılarından ötürü Fatih Terim’i göreve getirdi.

Aslında Terim de Aysal da eski Türkiye tipinin adamları. Sadece Aysal ağırlıklı yurt dışında kaldığı için kamuoyunun bildiği biri değildi. Fatih Terim ilk kez Milli Takım’ı Euro 96’ya götürmeyi başardı. Bu başarısı onu Galatasaray Teknik Direktörlüğü’ne getirdi.

İlk yılında açıkça Mehmet Ağar’ın desteğini aldı. Hakemler Ağar’dan korktukları için mesela bir İstanbulspor maçının 98. dakikasında (hayret maç 90 dakika değil miydi) kendini göz göre göre yere atan Arif’in pozisyonuna penaltı verdiler. 1997 yılının şampiyonluk fotoğrafında Mehmet Ağar da vardı. Düşünün bir polis şefinin orada ne işi var? 2000 yılında bir ilk olan UEFA Kupası’nın kazanılması ve 4 yıllık şampiyonluk Terim’in markasını tescilledi. Yani Fatih Terim’i teknik adamlığını tartışmaya ortam kalmadı.

Ünal Aysal da eski Türkiye karakteri ama daha kibar ve klas. Yukarıda dediğim gibi Aysal’ı getiren İnan Kıraç’tı. Ünal Aysal aynı zamanda İnan Kıraç’ın çok yakın dostu Aydın Doğan’ın da enerji alanında iş ortağı… Şimdi bu iki isim Aysal ve Terim birbirine girdi. Galatasaray iki yıldır başarılı olduğu için bu ortaya çıkmıyordu ama Terim’in 1 yıllığına Milli Takım’ın başına geçmesi Aysal’ı çileden çıkarttı. Aysal aslında Terim’den açıkça seçimini yapmasını istiyor. Gördüğüm o ki, Aysal bir başarısızlık anında Terim’i göndermenin planlarını yapmaktadır. Hele ‘eleman’ lafı Fatih Terim için kolay kabul edilebilecek bir şey değil. Son yapılan kongrede bütün GS üyeleri Sedat Doğan gibi bir iki isim hariç İnan Kıraç’ın getirdiği isimler.

Lafı burada çok uzatmadan Rasim Ozan Kütahyalı’ya getirmek istiyorum. 3 Temmuz’dan sonra spor alemine de el atan Rasim Ozan Kütahyalı (ROK) hasta derecede Galatasaraylı olduğu için kulübündeki bu meseleye de el attı. 3 Temmuz’dan sonra Fenerbahçe’nin göçertilmesi için elinden geleni ardına koymadı. Kısmen rakip taraftarlar üzerinde etkili de oldu. Hatta sırf bu mesele yüzünden yayınevimizde çok sert tartıştık. Yayınevi sahibi Münir Üstün buna şahittir.

Beyaz TV’deki çok izlenen futbol programlarında her hafta Fenerbahçe’yi çeşitli bahanelerle doğradı. Bu misyonunu hep ‘Ben Aziz Yıldırım zihniyetiyle mücadele ediyorum. Fenerbahçe güzide bir kulübümüzdür’ diyerek kamufle etti. Aslında düşmanlığı Fenerbahçe’yeydi. ROK benim arkadaşım ama mesele Fenerbahçe olunca kendisini kaybediyor. Yeni doğan ikizlerine Galatasaray zıbını giydirecek kadar fanatik.

Gerçek bir spor adamı olan ve içinden gelenleri söyleyen Ahmet Çakar’ın dediği gibi Doğan Koloğlu ve Hıncal Uluç’tan kalan ‘Galatasaray klanlığı’ bayrağını yeni medyada ROK devraldı. Objektif, başarılı ve sevilen spor sunucusu Ertem Şener’in, Fenerbahçe’nin efsane kaptanı Ümit Özat’ın ve insanlığını yeri geldiğinde futbolun önüne koyan Sinan Engin’in ROK’un Galatasaray klanlığına izin vermeyeceğini sanıyorum. Çünkü ROK’un Galatasaray söz konusu oldu mu yapmayacağı şey yok.

Hükümete muhalif bir adam olan Ünal Aysal’ı hükumetle yakınlaştırmak için elinden geleni yapıyor ROK, Aysal’ı Beyaz TV’de ağırladı ve Aysal’a sürekli Başbakan Erdoğan’ı övdürdü. Ünal Aysal’ın sportif işler başdanışmanı nasıl Bülent Tulun ise siyasi işler başdanışmanı fiilen ROK oldu. Terim ile Aysal kavgasında da şu an Aysal’ı tutuyor ROK. Bu ara sürekli Terim’e yükleniyor. Terim’in avukatı canlı yayına bağlandı, ROK’a isyan etti. Sonrasında Fatih Terim bir basın toplantısında isim vermeden ROK’u hedef aldı. Kulüp içinden gelen iddialara göre Terim, Aysal’a, ‘Rasim’e bu lafları siz mi söyletiyorsunuz?’ demiş ve Ünal Aysal da, ‘Rasim bana değil Başbakan’a yakın. Benim lafımla hareket etmez’ demiş.

Ünal Aysal’la Fatih Terim arasındaki üstü kapalı tartışma nasıl biter bilmiyorum. Bunu zaman gösterecektir. Mesele milli konular olduğunda Terim için akan sular durur. Ama kulübün perde arkasındaki hamisi İnan Kıraç meseleye el atabilir.

Öte yandan aklımı kurcalayan bir diğer soru: Fenerbahçe ve Aziz Yıldırım söz konusu oldu mu mangalda kül bırakmayan ROK konu Galatasaray çıkarları oldu mu niye bu Ergenekonvari zihniyetlerle yan yana durabiliyor? Kızmasın ama bu hareketleri çok garip ROK’un. Nerede kaldı yeni Türkiye’nin yılmaz savunucusu ROK?

 

Yazar: Cem KÜÇÜK

Twitter.com/cemkucuk55

‘Fenerbahçe Değil, ENAYİ Bahçe’

Posted in Kategorilenmemiş with tags , , , , , , , , , , , , , , , on 10 May 2013 by ayhancelik

generalharringtonsongolbg2

‘NE DİYOR ULAN BU MANYAK’ , ‘SEN NASIL ENAYİ BAHÇE DERSİN’ diyenler şimdi lütfen arkalarına yaslanıp bu yazıyı okusunlar.. 
Dikkatlice okurlarsa, başlıktaki sözlerin bana değil, hangi kesime ve hangi camiaya ait olduğunu göreceklerdir. 

Tarih: 1923; Türkiye Futbol Federasyonu resmi olarak kuruldu.
Tarih: 21 Mayıs 1923; Türkiye’nin FIFA’ya yaptığı başvuru kabul edildi ve Türkiye FIFA’nın 26. üyesi oldu. 

‘NE ANLATIYOR BU ADAM BE’ demeyin, dinlemeye devam edin.. 
Bu adam, size Türk futbol tarihini ve Türk futbol tarihinin en büyük skandalını anlatacak.. 
(Sadece 5 dakika sabredip bu yazıyı satır satır sonuna kadar okuyabilirseniz..) 

‘PEKİ NEDEN ŞİMDİ ? NE ALAKA ?’ diyeceklere ise cevabım şeffaf ve dürüst; 

Galatasaray’ın son şampiyonluğuyla beraber, GÜYYA ! şampiyonluk sayılarında öne geçmesinden sonra, bir Fenerbahçeli olarak yıllardır her platformda anlatıp harekete geçilmesi gerektiğini söylediğim, dünyada eşi benzeri tek bir ülkede bile olmayan konu hakkında artık dayanamadım, ve kendi camiamın hakkını aramamasına, kandırılmış şekilde ağzından lokmasının alınmasına, Lefter’lerin Cihat Arman’ların alın terlerinin hiçe sayılmasına olan tepkisizliğe isyan etmek istedim ! 

Yukarıdaki tarihlerden devam edersek, 1924 yılında TFF, Türkiye’de ilk defa, o ana kadar bölgesel oynanan liglerden farklı olarak, ULUSAL ŞAMPİYONA düzenledi. Bu şampiyonanın adı; Türkiye Futbol Şampiyonası şeklindeydi. Bu şampiyona bazı istisnai yıllar hariç 1951 yılına kadar oynatıldı.

Bu ligde , İstanbul – Ankara – İzmir – Eskişehir – İzmit illerinden takımlar oynadı.

Akıllara iyi girmesi ve net olması açısından iyice vurgulayalım, Türkiye Futbol Şampiyonası 1924-1951 arası bazı istisnai yıllar hariç, TFF tarafından bölgesel değil ulusal olarak oynatılan 1. şampiyonadır.

Gelelim 2. şampiyonaya..

Yine Türkiye Futbol Federasyonu, 1936-1950 yılları arasında, Milli Küme adı altında ulusal şampiyonalar düzenledi.
İstanbul, İzmir, Ankara illerinde düzenlenen bölgesel turnuvalarda başarılı olmuş takımların katıldığı ve deplasmanlı lig usülüyle oynanan bu ulusal şampiyona , istisnai 3 sezon hariç tüm sezonlar oynandı.
Tamamen TFF tarafından, ve resmen..

( OKUYUCUYA ARA MESAJ: BU 2 ŞAMPİYONANIN YAPILARINI NEDEN ANLATTIM ? 

Bu yazının sonunda örneklerini göreceğiniz üzere, dünyanın tüm ülkeleri, tarihsel şampiyonluk sayılarında sadece 2 konuyu baz alıyor: 
A) Federasyonun resmen kurulmuş olması ve liglerin federasyon nezdinde oynanmış olması 
B) Ulusal olarak ülke çapında takımlarla oynanmış olması ve bölgesel olmaması 

Not: Liglerin kaç takımla oynatıldığının ya da hangi statü ile oynatıldığının ulusal şampiyona olduktan sonra hiç bir önemi yok. Zira İtalya’da futbolun ilk yıllarında sadece 4 takım bizdeki TSYD usülü maçlar yapıyor ve sadece 1 yarı final 1 final oynayıp şampiyon oluyorlardı. Bu yazının ilerleyen aşamalarında göreceğiniz İtalya’da 9 şampiyonluğu bulunan GENOA’nın hemen hemen tüm şampiyonlukları bu şekildedir örneğin.) 

Devam edelim; 

Şimdi bu 2 ligdeki toplam şampiyonluk sayılarını merak eden var mıdır yok mudur bilemem. 
Ama biraz aklını çalıştıran herkes, dünyada tek bir örneği olmayan şekilde, federasyon tarafından 35 yıla yakın bir zaman ulusal olarak oynatılmasına rağmen, şimdi aynı federasyon tarafından yok sayılan bu şampiyonalarda, kimin ne kadar şampiyon olduğunu, ancak daha da önemlisi kimin en az şampiyonluğu bulunduğunu, ülkemizin en köklü ve en büyük lobi gücünden yola çıkarak tahmin edebilir.. Hangi lobi gücü 35 yıl boyunca TFF tarafından ulusal olarak oynatılan şampiyonları hiç edebilir, buna kimin gücü yeter ? 

Türkiye Futbol Şampiyonası’nda, Fenerbahçe 3 kez, Beşiktaş 2 kez, Galatasaray ise 0 kez şampiyonluk kazanmış durumda.
Milli Küme liglerinde ise, Fenerbahçe 6 kez, Beşiktaş 3 kez, Galatasaray ise sadece 1 kez şampiyonluk kazanmış durumda. 

Yani, TFF tarafından 1924-1950 arasında oynatılan, 2 uluslararası şampiyonada, Fenerbahçe’nin toplam 9, Beşiktaş’ın toplam 5, Galatasaray’ın ise toplam 1 şampiyonluğu var. Tersi olsaydı zaten, elbette ‘Tarih bir ülkenin en önemli unsuru, futbol tarihimiz ise herşeyimiz’ olurdu.. 
(500 yıllık anormal köklü bir liseye sahip olmanın avantajları yadsınamayacak kadar büyük..) 

‘MUTLAKA BU İŞTE BİR ŞEY VARDIR, BU KADAR BASİT OLAMAZ, BİR DE KARŞI TARAFI VE TEZLERİ DİNLEMEK LAZIM AMA’
diyeceklere hemen cevaplarını verelim. 

Karşı tarafın bu şampiyonlukların sayılmaması için, şu ana kadar duyduğum 2 tezi var: 

1) Futbol o yıllarda profesyonel değildi. 

2) Milli Küme sadece İstanbul, Ankara, İzmir takımları tarafından , Türkiye Futbol Şampiyonası ise sadece 5 il takımları tarafından oynanıyordu. 

Ve cevaplar, gerçe bunlara cevap vermek bile komik ama; 

1) Futbol o yıllarda dünyanın hemen hemen heryerinde amatördü; 

A) İtalya Ligi 1898’de oynanmaya başladı, 1929’da profesyonel oldu. GENOA takımının İtalya Federasyonuna göre tam 9 şampiyonluğu var, VE DİKKAT ! tüm bu 9 şampiyonluğu 1929 öncesi amatör döneme ait. GENOA’nın 1924 yılından sonra tek 1 şampiyonluğu bile yok, ama İtalya Federasyonu nezdinde 1924 öncesi dönemden gelen ve sayılan tam 9 şampiyonluğu var. 

İTALYA FUTBOL FEDERASYONUNA GÖRE GENOA’NIN ŞAMPİYONLUK SAYISI VE İTALYA TARİHİNDEKİ ŞAMPİYONLUKLAR:
http://www.legaseriea.it/en/serie-a-tim/albo-d-oro 

B) Alman Ligi 1903 yılında oynanmaya başladı, 1963’de Bundesliga kuruldu. Nürnberg’in Alman Federasyonu nezdinde tam 9 şampiyonluğu var, bu şampiyonluklardan 8’i Bundesliga öncesi. Sadece 1 tanesi Bundesliga kurulduktan sonra.. 

ALMAN FUTBOL FEDERASYONUNA GÖRE NURNBERG’İN ŞAMPİYONLUK SAYISI VE ALMANYA TARİHİNDEKİ ŞAMPİYONLUKLAR:
http://www.dfb.de/index.php?id=380602 

2) İstanbul, Ankara, İzmir takımlarıyla oynatılan Milli Küme ve 5 ilin takımlarıyla oynatılan Türkiye Futbol Şampiyonaları için ‘ulusal değil, elit liglerdi, bütün ülkeyi kapsamadığından sayılmamalı’ diyenlere verilecek cevap daha da basit.. 

TFF tarafından sayılan, ve 1959 sonrası oynatılan lige gelelim. Bu ligin ilk 8 yılındaki takımları bilir misiniz ? 
Bakın 8 yıl diyorum.. 
Hazır olun; 

1959’dan 1967’ye kadar oynanan ligin, yani şu an şampiyonluk sayılarında sayılan ligin ilk 8 yılında, 60-61 sezonunda 1 Adana takımının oynamasının dışında, kalan 7 sezonda SADECE VE SADECE İstanbul, Ankara, İzmir takımlarıyla oynanıyordu, TIPKI MİLLİ KÜME gibi.. 

Yani, 500 yıllık köklü lisenin camiasının tarihi yok saymak isteyen mensuplarının iddialarına ve tezlerine göre, eğer Milli Küme sadece 3 ilin takımlarını içeren elit lig idiyse ve bu yüzden sayılmamalı ise, 1959’dan 1967’ye kadar oynanan lig de sayılmamalı, o yıllardaki şampiyonluklar da iptal edilmelidir. Çünkü 59 ve 67 sezonları arasında, 1 sezon hariç lig toplam 7 sezon SADECE VE SADECE aynı Milli Küme gibi 3 büyük ilin takımları ile oynanmıştır. 

İŞTE KANITLAR: 

TÜRKİYE FUTBOL FEDERASYONU RESMİ KAYITLARINA GÖRE 1959’DA DÜZENLENEN LİGİN TAKIMLARI:
http://www.tff.org/default.aspx?pageID=1183 

TÜRKİYE FUTBOL FEDERASYONU RESMİ KAYITLARINA GÖRE 1960’DA DÜZENLENEN LİGİN TAKIMLARI:
http://www.tff.org/default.aspx?pageID=1184 

Bugüne kadar, kendi camialarının çıkarları için tarihi yok etmek isteyen bireylerin başka bir tezini duymadım. 

Ancak tabii maksat, kendi aleyhlerine olan tarih ve şampiyonluklar sayılmasın diye bahaneler üretmekse, 3,4,5 diye maddeler arttırılabilir elbet. 
Örneğin o yıllarda futbolcuların sakalları uzundu, kalecilerde eldiven yoktu gibi. 

Malum kesim bahaneler üretmek için kendilerini zorlayadursun, ben kendi camiama geleyim; 

EY FENERBAHÇE CAMİASI;
Başkanından, yönetimine, muhalefetinden, taraftarına ; 

Bizler takımlarımıza tutkuyla bağlı olabiliriz. Bizler iyi günde, kötü günde, her yerde bu takımın yanında olabiliriz. 
Bizler maddi manevi takımına en fazla katkıyı yapan taraftarın camiası olabiliriz. 
Bizler, gözlerine hedef belledikleri herşeyi yıkabilen güçlerin bile tüm zorlamalara rağmen yıkamadığı, her zaman her şartta ayakta durabilen bir camia da olabiliriz. 

Ama eğer bizler; 

Her sene, sadece 1 şampiyonluk kazanmak için her tarafımızı yırtıyor, vücutlarımızı, kalplerimizi stres ve efor testi makinelerine girmekten beter duruma getiriyor, ancak bütün dünyada eşdeğerlerinin sayılmadığı tek bir ülke bile olmayan şampiyonluklarımız için, hem de 9 şampiyonluk için, hiç bir şey yapmıyor, 500 yıllık köklü liseye ait camianın hukukçu , medyacı ve ilgili konumlardaki lobici bireyleriyle tarihi yok etmesine uyuyorsak, maalesef malum kesim ve camianın kendi aralarındaki konuşmalarındaki fısıltılar çok tahmin edilebilir şekildedir ve korkarım ki doğrudur; 

‘Bunların adı Fener Değil, ENAYİ Bahçe..’ 

Onlara da hak vermeli , kesinlikle kızmamalıyız.. 
Adamlar 35 yılı, TFF nezdinde, ulusal olarak oynatılan 35 yılı yok ediyor.. Ve o 35 yılı domine etmiş camia sadece uyuyor.. 
İnanın, biz onların yerinde olsak, bizim onlar için kullanacağımız tabir, onların kendi aralarında kullandığı ENAYİ tabirinin yanında devede kulak kalırdı.. 

Yazımı buraya kadar okuyabildiyseniz, sabrınız ve değerli vaktiniz için teşekkür ederim.. 

Bir gün, GÜNAYDIN FENERBAHÇE demek umuduyla, şimdi tekrardan İYİ UYKULAR FENERBAHÇE.. 

Kaynak : http://www.sporyazarlari.com/futbol/fenerbahce/metin-sipahioglu/08-05-2013/fener-degil-enayi-bahce/568444.aspx

Email    : metin@sm724.com
Twitter: http://www.twitter.com/metinsipahioglu

Takip et: @metinsipahioglu
Tweet

HADİ BİRDE G.SARAY’LI YAZARDAN OKUYALIM DURUMU;

Bu şampiyonlukları görmeyen gözler Galatasaraylı mı ? 

 

Aslında bu konu hep kafama takılıyordu. 
Çoktandır bir yaraya parmak basmak istiyordum kısmet bugüneymiş. 
Yara dediğim‚ futbolumuzdaki iki yüzlülük… 
Daha doğrusu tarihimizin yarısının görmezden gelinmesi‚ yok sayılması. 
Yaptığımız yanlış nedeniyle öyle bir tablo oluşuyor ki‚ 
sıradan bir Avrupalı futbolsevere sorsanız Türk futbolunun 50 yıllık tarihi olduğunu söyleyecektir. 
Yalan da değil… 
Resmi olarak kendi kendimizi inkar edip‚ 
1959 öncesi yaşananları yaşanmamış saydığımız için dışarıdan bakanın böyle görmesi doğal. 
Bilmiyorum dünyada bizim gibi kendi tarihini gizlemeye çalışan başka bir futbol ülkesi var mıdır? 

EFSANELER YAŞAMADI MI? 
Bir yandan; 
Lefter´ler‚ Şeref Görkey´ler‚ Turgay Şeren´ler‚ Büyük Fikret´ler‚ Cihat Arman´lar‚ 
Süleyman Sebalar şöyleydi‚ böyleydi diye öve öve bitiremeyeceksiniz‚ 
onlar olmasa Türk futbolu olmazdı diyeceksiniz 
öte yandan o efsanelerin kazandığı şampiyonlukları kabul etmeyeceksiniz. 
Futbol ailesi olarak yıllardır yaptığımız tam olarak bu… 
Yani komedi… 
bizimkiler maalesef sayı saymaya 1959´da başlayabilmişler! 
Acı ama gerçek!.. 
Sanki ondan önce bu ülkede futbol yoktu?.. 
Milli Küme oynanmış‚ ardından 1. Lig olmuş‚ sonra da Süper Lig… 
Aslında değişen sadece isimler ve bazı detaylar. 
Yoksa‚ adı ne olursa olsun‚ oynanan lig ulusal anlamda aynı‚ 
Türkiye Ligi. 
Peki ne olmuş da ortadan ikiye ayırmışız tarihimizi derseniz… 
Olan bir şey yok… 
Günün birinde‚ adamın biri çıkmış ve “Profesyonellikten öncekileri saymayalım” demiş 
tüm futbol ailesine de bu zokayı yutmuş. 
Bir futbol ülkesi düşünün ki‚ amatörce‚ 
inanılmaz kötü şartlarda‚ forma aşkıyla 
ve adı da Milli Küme olan bir ligde mücadele eden yüzlerce futbolcusunu yok saysın! 
Şampiyonlukları kaale almasın‚ kendi tarihini inkar etsin… 
Maalesef futbolda böyle bir ülkeyiz biz… 

DÜNÜ ÇÖZMEDEN OLMAZ 
Biliyorum bazılarınız 
“Kardeşim bugünü hallettik de 50 yıl öncesi mi kaldı!” falan diyorsunuz. 
İsteyen istediğini düşünebilir ama dünü çözmeden yarına sağlıklı yürüme şansımız yok. 
Bu nedenle cürümüm kadar yer yakacak olsam da bu konuyu gündemde tutmaya‚ 
sayılmayan Milli Küme Şampiyonluklarını resmen kabul ettirmeye çalışacağım. 
Biliyorum özellikle Galatasaraylı dostlar bu konuya çok duyarsız kalacaklardır… 
Çünkü Milli Küme´de Fenerbahçe´nin 6‚ Beşiktaş´ın 3 Galatasaray´ın ise 
sadece sadece bir şampiyonluğu var. 
Dolayısıyla işin doğrusu yapılır o şampiyonluklar sayılırsa 
Beşiktaş´la arasındaki fark kapanır‚ 
Fenerbahçe ile açılır. 
Bunu da kimse (!) istemez doğrusu… 
Bu manzarayı görünce insanın aklına‚ 
acaba kupaları sayarken Milli Küme´yi es geçme fikri 
hangi Galatasaraylıdan çıktı diye bir soru da gelmiyor değil… 

ÇOK AYIP EDİYORUZ 
Sevgili dostlar şaka yapmıyorum bu hakikatten garip bir olay. 
Bu kafayla on yıl sonra başka biri çıkar ve 
“Süper Lig öncesindeki şampiyonlukları saymayalım” diyebilir. 
Derse de haklıdır! 
Tabii Milli Küme´yi saymayan kafaya göre haklıdır… 
Siz Avrupa´da herhangi bir takımın şampiyonluklarının bazılarının dikkate alınmadığını duydunuz mu? 
Hayır duyamazsınız… 
Herhangi bir Avrupalı otoriteye misal Liverpool´un şampiyonluklarını sorarsanız‚ 
size tamamını sayacaktır. 
Tabii bunların hangi liglere ait olduğunu da söyleyecektir. 
Ama Premier Lig öncesi tarihini yok saymayacaktır kesinlikle. 
Biz ise 59 öncesini yok sayıyoruz. 
Göğsümüze “profesyonellik yıllarımızın yıldızını” asıp tarihimizin yarısını silip atıyoruz. 
Lefter´leri‚ Seba´ları yaşamamış sayıyoruz. 
Ayıp ediyoruz… 
İşte bu nedenle‚ ben üç büyük kulübün de bu konuda bir şeyler yapması gerektiğini düşünüyorum. 
Göğüslerindeki yıldızları söksünler‚ 
tüm şampiyonları kabul edilsin‚ 
ondan sonra isteyen yıldız taksın‚ 
isteyen kuyruklu yıldız taksın. 

DERDİM SAYILAR DEĞİL 
Benim derdim Galatasaray‚ Beşiktaş ya da Fenerbahçe´nin şampiyonluk sayıları değil. 
Bu ülkede futbol 100 yıldır varsa 
ve Milli Lig 1937´den beri oynanıyorsa‚ 
o ligdeki tüm şampiyonluklar tarihe altın harflerle yazılmalıdır. 
Şampiyonlar Ligi örneği önümüzde duruyor… 
Avrupalı dostlarımız adını değiştirdiler diye Real Madrid´in‚ 
Şampiyon Kulüpler´deki şampiyonluklarını görmezden mi geliyorlar? 
Hayır!.. 
Öyleyse biz ne yapıyoruz Allah aşkına. 
Bu komedi bir an önce bitmeli ve büyükler bu işe öncelik etmeli. 
Tabii yarası olmayanlar! 

Milli Küme Şampiyonları 
——————————– 
1937 Fenerbahçe 
1938 Güneş 
1939 Galatasaray 
1940 Fenerbahçe 
1941 Beşiktaş 
1942 Yapılmadı 
1943 Fenerbahçe 
1944 Beşiktaş 
1945 Fenerbahçe 
1946 Fenerbahçe 
1947 Beşiktaş 
1948 Yapılmadı 
1949 Yapılmadı 
1950 Fenerbahçe 

Turgay Demir 
Fotomaç 
23 01 2008 

FENERBAHÇE 26 
GALATASARAY 18 +1
BEŞİKTAŞ 17 
TRABZON 6 

BURSASPOR 1
GÖZTEPE 1

SİZE KİM OYUN OYNUYOR Kİ?

Posted in Kategorilenmemiş with tags , , , , , on 19 Nis 2013 by ayhancelik

BUNLARI MEDYA SENDEN SAKLAR..BUNLARI BİL FENERBAHÇE’Lİ…GAFLET İÇİNDE OLMA..

resim7

Oyunun tarafları birbiriyle baş başa kaldı. Organizatör “menfaatdar”dan himayesini kaldırdı. Ve onlar şaşkına döndüler. 
Organizatörün himayesinde başarılarını abartıldığı, kusurlarının hiç görülmediği ortamdan çıkınca sudan çıkmış balığa döndüler

Şimdi tek umutları Fenerbahçe’nin olası bir başarısızlığı. Çünkü tüm geleceklerini Fenerbahçe’nin başarısızlığı üzerine inşa ettiler

Eğer Fenerbahçe Şampiyon olup direk katılım hakkı elde ederse borçlar için kaynak olarak gösterilen kalem yok olacak

TFF bilançoları incelerken gelecekte kazanılacak paraları teminat olarak görmeyecek ve lisans tehlikeye girecek. 

Hissiyatıma göre beyin fırtınası yapıldı ve bazı görüşler ortaya saçıldı. Asla doğru olduğuna inanmak istemiyorum ama bunlar konuşuluyor

Beyin Fırtınası 1. Görüş “Şampiyon olmazsak lisans vermemeyi göze alamazlar. Önemli olan Şampiyonlar Ligine gitmek. 2.’lik de iyi gelir kazandırır”

Beyin Fırtınası 1. Görüş “Şampiyon olursak FB kanadı ve diğerleri lisans konusunda kıyamet koparır. Tercihte bulunmak lazım”

Beyin Fırtınası 2. Görüş “Tek kurtuluş Fenerbahçe kendi kendini taca atması. O zaman bizim de desteğimizle iç sorunlarla uğraşır bizimle uğraşamaz.”

Beyin Fırtınası 2. Görüş “ TFF üzerinde şimdiden baskı kurulmalı. Taraftar şampiyonluğun engellenmeye çalışıldığına inanmalı”

Beyin Fırtınası 3. Görüş “Her iki hedeften de son ana kadar vazgeçmeyelim. Fenerbahçe şampiyon her şeye rağmen olursa taraftar zaten hazır olur” 

Beyin Fırtınası 3. Görüş “Siyasi kadrolara Yargıtay Baskısı başlatırız. Kamuoyu da hazır olur. Fenerbahçe sezona yine iyi başlamaz. Tek kalırız” 

Beyin Fırtınasına katılan eleman “Hocaya diyelim ki büyük komplolar var. O ne yapıp edip takımı ayakta tutsun.”
Beyin Fırtınasına katılan kadrolu eleman “Şampiyon olamazsak (ki hayırlısı bu) bu transferlerle şampiyonluk nasıl gelmez. Sorumlu hoca deriz”
Beyin Fırtınasına katılan kadrolu eleman “Şampiyon olursak bu transferlerle şampiyonluk başarı değil” deriz.
Beyin Fırtınasına katılan eleman “Şampiyonluk gelirse ondan da kurtuluruz. O rüzgarla yönetim de dizayn olur. Riva’ya ses çıkaracak kimse kalmaz”
Acaba hoca da “Ben öyle bir şey yapayım ki bomba onların kucağında kalsın” mı diye düşündü.
Hoca yönetimin planından mı ilham aldı “Şampiyonluk giderse hesabı onlar versin. Kazanırsak ben kazandım derim”
İki arada bir derede kalmak böyle bir şey sanırım. Ya da ne yardan ne serden geçmek. İç işleri kendi bilecekleri iş.

Bizi ilgilendiren kendi iç hesaplaşmaları ve destekçileriyle yaşadıkları sorunu kamuoyuna yansıtış şekilleri. Ve bu açıklamaların öngörülemeyen sonuçları

http://tl.gd/n_1rjr54r 

NEREDE OLURSAN OL,BİZ SANA ULAŞIRIZ!

Posted in Kategorilenmemiş with tags , , , , , , , , , , , , , , , , on 14 Nis 2013 by ayhancelik

1438.jpg y

sesimiz ulaşmasa da
fikrimiz ulaşır
bedenimiz ulaşmasa da 
yüreğimiz ulaşır…
üçer beşer gelmeyiz biz
milyonlarca taraftarınla 
gelsek de oraya sığmayız biz…
omuz omuza verip
bu satırlarda
sana ulaşırız biz…
için rahat olsun Başkanım…
safları bozmadan, yolumuzdan şaşmadan, aydınlattığın yolda hedefe yürüyoruz…
daha da kenetlendik, daha da bilinçlendik,
tutmak yetmiyor artık Fenerbahçeyi, sarıp sarmaladık Başkanım…
önceden Fenerbahçe vardı, 
şimdi ’daha fazla Fenerbahçe’ var…!!!
önceden aydınlıkta Fenerbahçe vardı,
şimdi karanlıkta da Fenerbahçe var…!!!
önceden binlerce taraftarın yan yanaydı, 
şimdi milyonlarca taraftarın yan yana…!!!
işimiz çok, gözyaşlarına vakit yok Başkanım…
aklımız sende, 
gözümüz Fenerbahçemizde…
ne seni terk edeceğiz
ne Fenerbahçe’den vazgeçeceğiz…
biz seni bir günde sevmedik
bir günde de unutmayız…
son sözün, son sözümüzdür…
için rahat olsun Başkanım…
Fenerbahçe Spor Kulübü, Fenerbahçe Taraftarınındır…
aşağıdaki de,
Fenerbahçe Taraftarı’nın yeni ve tek satırlık manifestosudur…
’Fenerbahçe namusumuzdur.

Milyonlarca Fenerbahçe Taraftarı”

 

 

http://www.sarilacicubuklu.com/ Fenerbahçe taraftar forumu üyelerince 3 temmuz sürecinde tüm masraflarını kendi üyelerince üstlenerek gerçekleştirdikleri  FOTO SPOR  gazetesine tam sayfa olarak verdikleri ve yayınlattırdıkları ilanın görselidir.

Ne çektin be İmparator !

Posted in Kategorilenmemiş with tags , , , , , , , , , , , on 11 Nis 2013 by ayhancelik

Ezelden beri ne çileler çektin be İmparator…!
Sahada oynarken kızdırdılar seni, hakemlere tükürdün..
İstediğin gibi sonuçlanmadı rakiplerine saldırdın..
Yetmedi, sahadan polis zoruyla bile çıkarıldın be İmparator..!

Ne çektin be İmparator..

[Resim: 635011007281875861.jpg]

14 yıl boyunca şampiyonluk yaşayamadın be İmparator..!
Ne çektin sen be..
Uğursuz dediler, hayırsız dediler, arsız dediler..
Ne çektin sen be..

[Resim: images?q=tbn:ANd9GcQ9ohjuPFH9W13b4lLgsvb...LvshFMwopA]

Futbolculuğunda çok çektin sonra geldin hoca oldun gene ne çektin be İmparator..!
Şehir kırosu dediler, maganda dediler ve seni aşağıladılar kendi içindeki adamların. Ne çektin be İmparator..!

[Resim: images?q=tbn:ANd9GcRnCcwxcGFVcH_BlhWs8g2...BiuZj-7gRQ]

Doğum gününde 4 yedin ve bütün stad doğduğuna pişman etti seni ve hep bir ağızdan bağırdılar “İyi ki doğdun Fatih” diye..
O gece ne çektin be İmparator..!

Yetmedi.. Bir kez daha geldin bu defa da 6 yedin..!
Hakikaten ne çektin be İmparator..!

Baktın ki atmosfer feci, takımın maç öncesi çıkınca korkuyor, ısınmaya dahi çıkartamadın.. Işıklar söndürüldü ve 55 bin kişi sana seslendi sen içerideyken..
-“Fatih pabucu yarım, çık dışarıya oynayalım” diye bağırarak..
Ne çektin be İmparator..!

İtalyanca konuştun dalga geçtiler. İngilizce konuştun makaraya sardılar..Ne çektin be İmparator..

Ama sen de abarttın be yavrum..
“Resoltante İmportante” ile İtalyanca, 
“Big Okazyon, everything is something happened, under the control the games, in the tabela” ile İngilizce olmazdı be İmparator..!
Ne çektin sen be..!

Sana yıllarca çok çektirdiler be İmparator..!
Sana verilen destek bu ülkede kimseye verilmemesine rağmen hala ağlıyorsun be yavrum..
Ne çektin sen be..Yazık oldu sana be İmparator..Sen ne doyumsuz ne bitmek tükenmek bilmeyen arsızlığa sahip çıktın be..!
Ne çektirdin bu ülke futboluna be yavrum..!

Geçmişte yaşadıklarının bir kısmını anlattım midemiz bulandı be yavrum..!
Geçmişi bırakıp bugüne gelince de hala da çekiyorsun be İmparator..!

Hala ağlıyorsun ve adaletten bahsediyorsun, adaletin herkese lazım olduğunu söylüyorsun, 3 Temmuz Operasyonu yapılmadan sözleşme imzalamamana rağmen..!
Ne çektin sen be..Ne çileler çektirdiler sana be yavrum.. Ömrünü tükettin be yavrum..!

En büyük rakibini, seni en çok perişan eden rakibini alaşağı ettiler ve çok iyi bildiğin danışıklı döğüşü gene yaptın ve gelip göreve başladın utanmadan..!

Utanmadın ve hala adaletten bahsedecek kadar arsızsın be yavrum..!
Rakibine yapılanların onda birisini sana yapsalar yitip gitmiştin..
Ve hala doymamışsın, daha çok istiyorsun be yavrum..!

Hakemler senin üzerine oynuyor,
Rakiplerin seni yok etmeye çabalıyor,
Seni itibarsızlaştırmak isteyenler var,
Seni yok etmek isteyenler var..

Ne çektin be İmparator..!

Seni yenik duruma düşürüp saha kenarında çıldırtıyor, kudurtuyorlar..
Oysa sen ne efendi, ne halim selim, ne gürbüz, ne saf ve temiz, ne lekesiz, ne adam gibi adamsın oysa.. 

Türkiye seninle gurur duyuyor..(Ya da seni lanse edenlerin, seni parlatanların, seni yalayanların ve senin destekçilerinin de dediği gibi “Türkiyeli” seninle gurur duyuyor..!)
Spora siyaset karıştırmayalım eyvallah ama senin sporun uber siyaset, sert siyaset, siyasetin dibi be yavrum..Siyasetine sağlık be İmparatorum..!

Ah be imparator ne çektin sen be..!

Sana ceza verecek eller kırılsın.. Sen bizim her şeyimizsin.. Sen ders almaz ders verirsin ve biz senin verdiğin dersleri anlamadık be İmparatorum..! 

Akıt derdini ve elemini içine atma be yavrum..
Önüne gelene küfret, istediğine hakaret et, dilediğine tekme tokat giriş..!

Ne çektin be İmparator..!

Boş ver be yavrum.. Yel kayadan toz alır..! İnşallah sen de tez zamanda toz olup kaybolup gideydin de kurtulaydı bu ülke futbolu senden..!

Ne çektirdin be yavrum..!

 

yazan: focus

kaynak: http://www.sarilacicubuklu.com/ne-cektin-be-imparator-2.asp

 

FENERBAHÇE BU ÜLKENİN TAKIMI !

Posted in Kategorilenmemiş with tags , , , , , on 26 Mar 2013 by ayhancelik

229010_173633692693998_126147860775915_444834_3081780_n

 

 

Bu takım bu ülkenin!

Finalde farklı yenilse de; Fenerbahçe Spor Kulübü tarih yazmaya devam ediyor hala…

Başkan Aziz Yıldırım;
Önce,13 de 0 atan günün şansızı Cappie’yi teselli etti…
Sonra; 
“Sizinle gurur duyuyorum. Üzülmeyin seneye şampiyon olacağız!” dedi…
Zaten hiç pes etmemişti!
Beş kez çeyrek final, bir kez yarı final oynayan, bir üç temmuz atlatan takımı, bu kez final oynamıştı…
Bir gün mutlaka şampiyon da olacaktı!
***

Fenerbahçe voleybol kız takımı CEV CUP ikincisi…
Fenerbahçe basketbol erkek takımı her yıl Euro Lig’de oynuyor…
Fenerbahçe voleybol erkek takımı her yıl Euro Lig’de oynuyor…
Fenerbahçe futbol takımı çeyrek finalde…
Fenerbahçe masa tenisi takımı geçen yılın Avrupa şampiyonu, bu yıl finalde…
Fenerbahçeli atletler milli forma ile olimpiyatta ülkeye madalya kazandırıyor…
Fenerbahçeli yüzücüler milli forma ile rekorlar kırıyor…
Ve:
Fenerbahçe basketbol kız takımı Euro Ligde finali oynuyor…
Finalde farklı yenilse de;
Fenerbahçe Spor Kulübü tarih yazmaya devam ediyor hala…
***
Finalin oynandığı gün Fenerbahçe’nin yanında ne hükümetten bir bakan ne bir idareci(?)
Aslında gerçeğin ta kendisi…
Yalnız ve tek başına…
Yönetim kurulundan ayrılmış ama Fenerbahçe’den ayrılmamış yöneticileri ile…
İnatçı ve kararlı ve mağrur…
Dimdik ayakta…
Bir tek isteği var;
O da yalnızca kendisi için değil;
“Amatör sporlar gelir getirmiyor, spora hizmet için yapılıyor… Harcamalar vergiden düşülsün”
Olimpiyatları almak için para ve emek akıtan yönetimden yanıt;
—Hayır! 
Türkçe meali; “Siz kapatın biz kendimiz yaparız.”
***
Ülkenin başka bir yerinden bir başka fotoğraf:
İrlanda’dan.
Şiddetle puana ve çalışmaya ihtiyacı olan Trabzonspor…
20’si futbolcu toplam 80 kişilik heyet…
THY den özel bir uçak…
İrlanda Futbol Federasyonu sitesinde, 2010-2011 sezonu Süper Lig şampiyonu gösterilen Trabzonspor…
Bunu görebilmek için gidilen üç gün süren bir yolculuk…
Ya da geldikleri için yapılan bir jest…
Maç yapılamadan dönülen bir seyahat…
Takımın başında AB Bakanı ve Baş müzakereci Egemen Bağış ve beraberindekiler…
İki takımın futbolcularıyla çekilen bir hatıra fotoğrafı…
*** 
Ne diyeyim ben…
Fotoğraflara bakmak yeter!
Bazen bakıp da anlaşılmıyor…
Alt yazı da yazmak lazım…
Aslında, 5 Mayıs 2012 de Süper Finalde oynanan Trabzonspor-Fenerbahçe maçından sonra Trabzonlu kardeşlerim için yazmıştım…
Tekrar yazayım;
“Kimse kimseyi kandırmaya çalışmasın…
Çünkü kendini ve camiasını kandırır…
Bugünü idare eder, yarını kaybettirir.
Yıllarca kandırılmış biri olarak;
Trabzonsporlu kardeşlerime diyorum ki;
Bugünden sorumlu olanlar dün ile uğraşıyorsa, yarını yaratamazlar.”
Demiştim…
Demeye de devam ediyorum hala…
***
Fotoğrafa bakarak anlamayacaklarına inandığım Türk sporunu, yönetenlere de yazalım;
Ki onlar, 2020 Olimpiyatlarını İstanbul’a getirmek için inanılmaz bir gayret içindeler…
Olimpiyatlara en fazla sporcu veren Fenerbahçe’nin tüm branşlarda her şeye rağmen devam eden başarısına baktıklarında;
“Biz ne yaptık? “ diye soruyorlar mı?
Hadi geçmişten vazgeçtim…
Bugün,
“Biz ne yapıyoruz?” 
Diye soruyorlar mı?
***
Bu yazı, yaraları depreştirmek için yazılmamıştır!
Gün, her alanda olduğu gibi sporda da barış günüdür!
Hep birlikte büyük hedeflere adım atma günüdür!
Hatalardan dönme, el sıkışma günüdür!
Büyük ve güçlü bir Türkiye;
“Bütün ülkeyi kucaklamak ile yaratılır.”
Olimpiyatta hep birlikte kazanılır, birlikte kaybedilir…
Önemli olan kaybederken de birlikte olabilmektir…
Tıpkı bugün kraliçelerimizin kaybettiğinde Yıldırım’ın yaptığı gibi…

 

http://www.hurriyet.com.tr/yazarlar/22889317.asp

 

Ateş BAKAN
24 Mart 2013

%d blogcu bunu beğendi: