AKLINIZ NEREDEYDİ?


‘Play-Off garabeti’ dedi Fatih Terim maç sonrası… ‘Bugün normal sezonu şampiyon bitirdik. Play-Off garabeti olmasaydı şampiyonluğumuzu ilan etmiştik’ diye sürdürdü sözlerini!..

3 Temmuz operasyonları olmasaydı acaba ‘Play-Off garabeti’ olur muydu Sayın Terim!
Fenerbahçe nerede, siz nerede olurdunuz acaba?
Play-Off kararı alındığında bu ülkede çıkıp, o gün konuşmadınız da, Fenerbahçe derbisinin hemen ardından sıcağı sıcağına ‘garabet’ kelimesini kullandınız!
Kader enteresan bir yazgılar silsilesidir… 3 Temmuz süreci yaşanmasaydı, siz ‘bir yığın sorun yaşadığınız’ bazı yöneticilerinizle yola devam edebilecek miydiniz acaba?
O kadar çok acaba var ki bu günlerde cevaplanması gereken…
Topyekûn bir savaşın ‘infaz edilen’ tarafında yer aldı Fenerbahçe…
Milli Takım da dâhil olmak üzere Türk futbolunun her alanında olan siz ‘Galatasaray’ın ali menfaatleri doğrultusunda ve kendi başarınız için’ ‘bilinmez bir sessizliğe’ büründünüz!
Yakın çevrenize, “Fenerbahçe küme düşmez… En fazla 15 puanı silinir” diye konuştunuz mu acaba!
Eğer konuştuysanız acaba bir bildiğiniz mi vardı!
Hiç mi bu olan bitenlerden rahatsız olmadınız!
Derbi öncesi tarafını Galatasaray’dan yana belli eden yazarların yazdığı, “Play-Off’ta şampiyonluğu Galatasaray’a yedirmezler” cümlelerinden mi etkilendiniz! Futbolun olağan akışında bir sorun mu gördünüz? Ya da yıllarınızı verdiğiniz Türk futbolunda ‘bildiğiniz’ ama ‘hiç basına yansımayan’ görüşleriniz mi var acaba!.. Ki derbi sonrası ‘garabet’ sözünü kullandınız!
Neresinden bakarsanız bakın, adaletsizliğin en derin noktalarından biridir 3 Temmuz süreci… Bırakın Fenerbahçe’yi bir kenara… ‘Şike yapmakla itham’ edilen insanların 8 aydır neden cezaevlerinde yattıklarını kimse bana izah edemez… Kul hakkı, Allah katında bile kişilerin hesaplaşması demektir…
Ve bilirim ki ‘kısa çöp uzun çöpten hakkını’ alacaktır elbette…

Şu bir gerçek ki; ‘Play-Off garabetini çıkaranlar’ Fenerbahçe’nin şampiyon olmaması için bu adımı atmıştır! Tıpkı 24 Ağustos gecesi ‘adaletsizlik, kayırmacılık ve karşıtlık’ ilkeleriyle (!) Fenerbahçe’yi Şampiyonlar Ligi’ne göndermedikleri gibi!
Bu ligin oynanmaması gerektiğini, ‘ateşin üfleyerek sönmeyeceğini’ söyleyenler şimdi ‘zafer çığlıkları’ atıyorsa, ‘adalet’ sadece eskide kalan bir futbol takımı adıdır benim için…
Acaba diyorum… Fenerbahçe normal sezonu çok önde bitirseydi, Play-Off öncesi cezalar açıklanır mıydı?

Her dem ‘kirli medyadan’ örnekler veriyoruz… Yüreği yetmeyip, doğrular üzerinde ‘kıvıran’, ‘Beni kovarlar’ diye gerçekleri çarpıtanlar şunu iyi bilin ki korkunun ecele faydası yoktur! Bugün çarpıttığınız gerçekler, yarın sizi yakalayacaktır…
Derbide üst ‘kale direğinin fotoğrafını’ manşetlere çekenler… Altına, ‘direk düz olsaydı, bilmem ne olurdu’ diye yazanlar… Ya akıl tutulmasına uğramış, ya da peynir-ekmek ile akıllarını ‘garnitür’ yapmış olmalı!

Fenerbahçe bu süreçte sadece dış unsurlara karşı savaş vermiyor elbette… Bizzat kendi içinden ‘kurşun’ yiyor! Eleştiri hep olmalıdır, olacaktır da… Ancak… Aykut Kocaman gibi 3 Temmuz sürecinin ‘direnen’ adamına, derbide yaptığı hatalar yüzünden küfür etmek, yıpratmaya çalışmak, çelme takmak ayıptır… Hata insana özgüdür… Kocaman da hata yapabilir… Ancak eleştiri sınırı aşılıp, hakarete varıyorsa cümleler bu en hafif tabirle insafsızlıktır… Bunu yapan kendi yöneticisi bile olsa ayıptır…
Olan biten onca adil olmayan durumu görünce bir kez daha anlıyoruz ki, Fenerbahçe’nin önünün kesilmesi uzun uzadıya bir sistem içerisinde gerçekleştiriliyor… Senaryoyu yazanların ufku ve hareket kabiliyeti oldukça geniş… Her unsuru Fenerbahçe aleyhine kullanmayı hesap etmiş olmalılar…
Buna karşın yapmak istediklerini tam anlamıyla yapabildikleri konusu çelişkilidir…
Belli ki ‘direnişi’ beklemiyordu ‘kalemlerine’ güvenenler… O yüzdendir ki ‘Türk dizisi’ gibi uzayıp, gidiyor her bölüm… Her bölümde yeni bir ‘karakter ve heyecan unsuru’ ortaya çıkarmak zorundalar…
Aksi halde ‘3 Temmuz’ adlı dizinin heyecanı düşecek…

Memlekette her şey ‘eğrilik’ üzerine olunca, asıl işimiz olan futbolu yazmak çok sonralara düşüyor… Birkaç kelam etmek lazım derbi için…
Yüzde 80’i asgari ücret düzeyinde yaşayan bir ülkede, milyon dolarlık adamları konuşmak ve tartışmak sıradan elbette…
Camiası, taraftarı, teknik adamı yaşam savaşı verirken, Fenerbahçeli bazı oyuncuların ‘kişisel ego’ ve ‘vurdumduymaz’ tavırları canımı sıkıyor… Şunu herkes iyi bilsin ki; oynayan hiçbir oyuncu kulübünden önemli değildir… Forma, atkı, saat, t-shirt alarak kulübüne maddi ve manevi destek veren, evdeki çocuğundan önce Fenerbahçe’yi düşünen insanların duygularını incitmek, onların sevgilerine ihanet etmek kimsenin haddine olamaz… Olsa, olsa bu insanlık suçudur!

Yakup SEVİNDİK

http://www.yurtgazetesi.com.tr/icerik/8014/terimin-garabeti-buyumus.html

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Log Out / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: